SORULAN SORU

İbadetlerimizi yaparak günlük Derslerimizi çekiyoruz.  Fakat çektiğimiz dersler kalbimize tesir etmiyor. Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri “ Kalbiniz nurlanmazsa hak ile batılı ayırt edemezsiniz.” Buyurmakta. Derviş maneviyatını düzeltmesi veya kalbinin nurlanması için nelere dikkat etmeli?

CEVAP

Tadili erkanına uygun olarak kılınan bir namaz, edep ve adabına riayet edilerek yapılan zikrullah, çekilen günlük dersler Cenabı Rahman katında büyük mükâfatlara vesile olmaktadır. Yaptığımız ibadetlerin taatların şuuruna vararak kimi zikrettiğimizi, kimin rıza ilahisi için namaz kıldığımızın farkında olmamız gerekir. Namazdan örnek vermek gerekirse; Namaz abdestle başlar. Abdestimiz Rasulullah (sav) emrettiği şekilde aldıktan sonra temiz, en güzel kıyafetlerimizi giyip rabbimizin huzuruna çıkıyor bilinciyle kılınan bir namaz önemsenmeden kılınan bir namazdan daha üstün olduğu aşikârdır. Aynı şekilde günlük derslerimizi çekerken göstereceğimiz titizlik ve samimiyet bizleri daha çok mükâfatlandırılacaktır. İbadetlerimiz otomatik bir biçimde günün belirli vakitlerinde tekrar edildiği bir etkinlik değildir. İbadetlerimizi ibadet yapan ve yahut daha makbul hale getiren ne kadar şuurlu ne kadar içten olduğudur. İman sahibi bir insan ibadetlerine gösterdiği samimiyetle, titizlikle kendini belli eder. Allah salih Müslümanların ibadet şevkini pek çok ayetiyle haber vermiştir: 

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. [1]

İbadetlerimizdeki bu şuura erişebilmemiz içinde davranışlarımıza yani ahlakımıza çok dikkat etmeliyiz. İbadetlerimizden, zikirlerden aldığımız sevapları konuşmalarımızla, davranışlarımızla çok çabuk tüketiyoruz. Zikrin nurunu dağıtıveriyoruz. Halimizi hareketlerimizi düzeltiverecek olursak o zikrin nuru bizde kalır. İşte o zaman Cennet Mekan Abdullah Baba (ks) Hz.lerinin dediği gibi “kalbimiz nurlanır ve hak ile batılı ayırt edebiliriz”

Genel olarak günümüz Müslümanın en büyük sorunu gıybet ve boş yani malayani işlerle meşgul olmasıdır. İki Müslüman bir araya geldi mi sanki ilahi bir emirmiş gibi üçüncü bir kişiyi konuşmakta. Bize ne Ahmet’ten bize ne Mehmet’ten. Bu konuşmalarımız ne konuşana bir faydası var nede konuşuluna. Bir mümine düşen Müslüman kardeşin hatası gördü mü gıyabında dua etmektir. Cennet Mekan Abdullah Baba (ks) Hz.leri “ Bir derviş kendisine dikkat etsin haramdan sakınsın üç gün dilini tutsun, Rasulullah (sav) Hz.lerini rüyasında görür evladım” derdi. 

Kamil bir Müslümana boş işlerle uğraşmak yakışmaz. Ayeti kerimede Cenab-ı Rahman olan Allah;

"Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar." [2] Buyurmaktadır.

Rasulullah (sav) Hz.leri;

“Allah-u Teala’nın kulundan yüz çevirmesinin alameti, kulunun boş sözler ile meşgul olmasıdır.” [3]

“Kişinin malayani / lüzumsuz işlerle meşgul olmaması, onun İslam’ının güzelliğindendir.” [4]

Nedir bu malayani? En yaygın tarifi, “ne dünyaya ne de ahirete yaramayan işler, konuşmalar, düşünceler” şeklindedir. Her şeyi israf ettiğimiz gibi malayaniyle zamanımızı da israf etmekteyiz.

“İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” [5] İşte bu nimetlerin boşu boşuna harcanmasına "malayani" deniliyor.

Maneviyatımızı bir havuz gibi düşünürsek yaptığımız ibadet ve taatlarımızla havuzumuzu doldurmaktayız. Bu doldurduğumuz havuzumuza işlediğimiz günahlarımızla, hatalarımızla delik açmaktayız. Ne kadar delikleri kapatırsak. İçine düşen bir damla bile zayi olmayacaktır. Manevi hayatımızda aynı böyledir. Ahlakımızı güzelleştirdikçe delikler kapanacak. Havuz nur ile dolacaktır…         

 



[1] Hac Suresi, 35

[2] Mü'minun suresi, 3

[3] İmam Rabbani, 73. Mektup

[4] Mecnau’z-Zevaid, h. no.12636, 12637

[5] Buhari, Rikak, 1




Okunma Sayısı :3045

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *