SORU ARA

SORULAN SORU

Kuran’da onların "kalpleri ve kulakları mühürlenmiştir" buyuruluyor. Bu halin üzerimizde olup olmadığını anlamanın yolu var mı? Müminin kalbi de mühürlenir mi? Abdullah Babamın bu konu hakkında buyruğu var mıydı?

CEVAP


Kalp mühürlenmesi, bir kalbin küfür ve isyanla katılaşmak ve kararmak suretiyle imanı kabul edemez hale gelmesi şeklinde tarif edilir ki doğruyu yanlışı ayırt edemeyecek seviyeye gelmesi bunun en büyük belirtilerinden bir tanesidir.

Kuranı Kerimin birçok ayeti kerimesinde kalplerin mühürlenmesi geçmektedir. Bunları iki temel kategoride alabiliriz.

1)    İnsanların Davranışları Sonucunda Kalplerin Mühürlenmesi

''Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve ''kalplerimiz muhafazalıdır'' demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar. Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve ''Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük.'' demelerinden dolayı kalplerini mühürledik...'' [1]

“Allah’a inanın, Resulü ile beraber cihat edin, diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım, dediler. Geride kalanlarla birlikte olmayı yeğlediler ve bu yüzden de onların kalpleri mühürlendi. Bu yüzden anlamazlar.” [2]

“Gerçekte inkâra şartlanmış olanlar için kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinin üzerinde de bir perde vardır.” [3]

2)    Kalbin Katılaşması

Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalplerini katılaştırdık.” [4]

“Bir sure indirildiği zaman:  ‘Sizi biri görüyor mu?’  diye birbirlerine bakarlar, sonra sıvışıp giderler. Allah onların kalplerini imandan çevirmiştir. Çünkü onlar gerçeği anlamayan kimselerdir.” [5]

Kalbin katılaşması ve mühürlenmesi ile ilgili ayetlerde Allah’ın nedensiz ve doğrudan müdahalesi ile gerçekleşmesinden ziyade bireylerin tercihleri doğrultusunda yaptıkları eylemlerin bir sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Allah'ın (cc) kuluna zulüm olsun diye yaptığı bir şey de değildir. Ancak bir durum tespitidir. Rabbimizin çeşitli sebeplerle bir kalbe vurduğu ''bu artık iflah olmaz'' mührüdür. Yani ''kalbin mühürlenmesi'' o kişinin tercihini ısrarla inkardan yana kullanmasının ve hayatında da buna göre davranmasının sonucudur. O kişi iradesini kullanmış ve sonucu olmuştur.

"Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir. "[6]

Kişi kalbini Yüce Allah’tan çevirir, gafil olur ve Allah’la irtibatını bitirirse Allah da kulun kalbinden çekilir. Kalbini Allah’a kapatmış olan kişinin kalbinin mühürlenmesi bu anlamdadır. Yoksa Allah durup dururken kişinin kalbini mühürlemez.

Bir ayet-i kerimede

“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” [7]

Bu ayeti kerime Allah Resulüne (sav) cephe alan, onunla mücadele eden müşrikler hakkında nâzil olmuştur. Ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “kalp mühürlenmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

İşte kendilerine hidayet kapısı kapananlar, bu noktaya varan müşriklerdir. Yoksa günah işleyen, zulüm eden yahut şirke giren her kişi için hidayet kapısının kapanması söz konusu değil. Şirke giren her insanın kalbi mühürlenseydi, hiçbir müşrikin Müslüman olamaması gerekirdi. Demek ki, kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelenlerdir.

İnsanın İslam’ın temel kaidelerine karşı bir tavrı varsa, dine imana mukaddesata, Allah’a dair hususlarda eğer insanın iç âleminde bir hassasiyet oluşmuyorsa, hakikatlere, nasihatlere kapalıysa, duyduğu bir evliyanın sözü vesairesi kendisine bir mutluluk bir huzur vermiyorsa insanın kalbi, kulağı mühürlenmiştir.

Kalbi mühürlenen insan siyahı beyaz, beyazı siyah göremeye başlar. Selim olmaktan çıkar sakim[8] olmaya, şerri hayır kabul etmeye başlar. Şeytanın kapısından ayrılmaz.

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri; kalplerin paslanması, körelmesi ve mühürlenmesi gibi mânen fonksiyonlarını yitirmesine sebep olan hastalıkların esas kaynağını, “nefs-i emmâre”dir. Ayeti kerimede “Nefis aşırı derecede kötülüğü emreder.” [9]Buyruluyor. Kâfirlerin, münafıkların, putperestlerin hepsi bu nefsi emmarededir. Allah muhafaza öldükleri zaman yeri cehennemdir. Allah’ın “Mudil” ismi vardır. Mudil isminin mazharı olanlar bu makam da olur, buna da delalet ehli derler.

 Allah’ım muhafaza etsin inşallah…

 


[1] Nisa Suresi, 155, 156

[2] Tevbe Suresi, 86-87

[3] Bakara Suresi 6–7

[4] Maide Suresi, 13

[5] Tevbe Suresi, 127

[6] İbn-i Mace, Zühd, 29

[7] Nisa Suresi, 4/48

[8] Sakim: bozuk, eksik, yanlış

[9] Yusuf Suresi, 53




Okunma Sayısı : 770

Soru Tarihi: 20.10.2020

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *