SORULAN SORU

Hanımların tesettürü nasıl olmalıdır? Tesettürün (ferace vs.) altına giyilen pantolon haram mıdır?

CEVAP

Tesettür; Örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek demektir. Bir fıkıh terimi olarak ise erkek veya kadının şer ‘an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir. Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerlerine "avret yeri" denir.

Tesettürün gayesi ise yabancı bakışlardan korunup, ırz ve namusun meşru olmayan isteklerden korunmasıdır. Ancak örtünmenin asıl gayesi, Yüce Allah'ın rızasını kazanmaktır. Örtünmek de namaz, zekât, oruç gibi bir ibadettir ve Müslüman kadına farzdır. Allah-ü Teâlâ namaz, zekât ve oruç gibi ibadetlerin nasıl ve ne şekilde yapılacağını bildirdiği gibi, örtünmenin de şeklini ve sınırlarını belirlemiştir.

Müslüman kadının giyiminde esas olan kapanmaktan daha çok tesettürün sağlanmasıdır.

Tesettürün şartları nedir? Diye sorulacak bir soruya maddeler halinde cevap vermemiz gerekirse;

1.Dış giyim hükmü olmalıdır. Ev içinde giyilebilecek giysi ile dışarı çıkılamaz. Mutlaka üzerine bir dış giysi alınmalıdır ki günümüzde pardösü bunu karşılar. Etek üzerine giyilen ceket bu hükme girmez.

"Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir." [1]

2.Kadının vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde bol olmalıdır. Tesettür yalnızca başörtüsünden ibaret değildir. Yüzümüz, ellerimiz ve ayaklarımız hariç bütün vücudumuz setredilmesidir. Hal böyle olunca başımızı kapattıktan sonra vücut hatlarımızı belli eden kıyafetler giymek doğru değildir. Tesettürün sağlanması için giyilen elbisenin avret yerlerini belli etmeyecek şekilde bol ve uzun olması gerekir. Bu uzunluk yerlerde sürünecek kadarda olmamalıdır. Çünkü o kıyafet ile namaz kılmak icap edebilir ki etekleri yerde sürünen bir kıyafete her türlü necaset bulaşabilir.

Günümüzde pardösü modellerine baktığımızda çoğunun tüm beden hatlarını saran özellikle göğüs ve bel hattını belli eden yapıda olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki bu modeller tesettür hükmüne girmemektedir. Dışarıdan bakıldığında kadının vücut hatları konusunda bilgi sahibi oldurabilecek kıyafetler adı ne olursa olsun dış giyim hükmünde değildir. Yani “pardösü diye aldım ya da pardösü giydim” demek ile bu sorumluluktan kurtulamayız.

Usame b.Zeyd (r.a)  şöyle nakletmiştir;

“Rasulullah (sav) Dihye’tül- Kelbi’nin kendisine hediye ettiği mısır kumaşlarından sık dokunmuş bir elbiseyi bana giydirdi, ben de onu hanımıma giydirdim. Rasulullah (sav) daha sonra bana sordu:

-Ne oldu Mısırdan gelen elbiseyi giymiyorsun?

Dedim ki;

-Ey Allah’ın Resulü ben onu hanımıma giydirdim.

Rasulullah (sav) buyurdu ki;

-Altına pijama türünden bir şey giymesini ona emreyle. Çünkü ben o elbisenin kemiklerinin hacmini belli etmesinden korkuyorum.” [2]

3.Giyilen kıyafetler içini gösterecek kadar ince ve şeffaf olmamalıdır. Renklerinden dolayı da iç göstermemelidir. Mesela; Beyaz renkli bir kıyafet ne kadar bol olursa olsun iç gösteriyorsa tesettür hükmüne girmez. Günümüzde kullanılan başörtüleri dokumalarından dolayı iç göstermektedir. ‘Terlemeyelim’ diye ya da ‘daha şık dursun’ diye bu tip örtüler ya da giysiler kullanmak doğru değildir. Sadece sokakta değil namaz esnasında dahi iç gösteren bir kıyafetle namaza durmak setri avreti terktir.

lkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:

 "Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı. "  [3]

Hazret-i Âişe'nin rivayetine göre, bir gün Hazret-i Ebû Bekir'in kızı (Hazret-i Âişe'nin kız kardeşi) Esma, ince bir elbise ile Allah Resulünün huzuruna girmişti. Resulullah (sav) yüzünü başka tarafa çevirdi ve şöyle buyurdu:

"Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir."

Hazret-i Peygamber bunu söylerken, yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti." [4]

Temim oğulları kabilesinden birtakım kadınlar, Hazret-i Âişe'yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hazret-i Âişe, onlara ikaz mahiyetinde şöyle dedi:

"Eğer sizler müminler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mümin değilseniz o zaman durum değişir."

Yine bir gün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi:

"Nûr süresine inanan bir kadın böyle örtünmez.” [5]

4.Giyilen kıyafetler dikkat çekici renk modellerde olmamalı üzerlerinde dönüp baktıracak aksesuarlar bulunmamalıdır. Başörtüsü daha şık dursun diye parlak iğne, taç, hörgüç gibi aksesuarlarla dikkat çekici hale getirilmemelidir. Ayette açıkça… Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Buyrulmuşken “dönüp bana baksınlar ben daha göz alıcı ve şık olmalıyım” gibi düşüncelerle bu şekilde örtünmek mümin bir hanıma yakışmaz.

Ümmetimin son dönemlerinde, giyimli fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Ancak onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." [6]

Bizler tasavvuf ehli olarak gösteriş ve şatafattan uzak mütevazı olmalıyız.

Rasulullah (sav) buyurdular ki: “Kim muktedir olduğu halde tevazu maksadıyla Allah için kıymetli elbise giymeyi terk ederse, Allah kıyamet günü, onu mahlûkatın başları üstüne çağırır ve dilediği iman elbisesini giymekte onu muhayyer bırakır.” [7]

5. Tesettür sadece giyim tarzımızla sağlanmaz. Baştan aşağıya örtülü ancak yüzü makyajlı ve sürdüğü kokular ile yanında geçenleri dönüp kendine baktıranlarda tesettürlü hükmüne girmemektedir.

"Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına uğrarsa, zinaya bir adım atmış olur." [8]

Amre binti Abdirrahman'dan Hz. Aişe (r.a.) validemizin Resulullah’ın vefatından sonra hanımlara hitaben şöyle söylediği nakledilmiştir:

-Eğer Allah Resulü sizlerin bu hallerini görse idi mescitlere girmenizi yasaklardı. Buyurunca

Kadınlar;

- Neden ya Aişe diye sordular. Hz. Aişe annemiz ise;

-Çünkü siz süslendiniz ve kokulandınız buyurarak sanki günümüz kadınlarını işaret etmiştir. Bu halde mescide ibadet amacı ile bile gidilemez iken sokaklarda mahrem bakışların sürekli üzerimizde olduğu yerlerde süslenerek, kokular sürünerek gezmek ne kadar doğrudur düşünmek gerekir.

Nitekim hadis-i şerifte buyuruluyor ki,

"Ey insanlar, mescitlerde ziynet kuşanmaktan ve (yürürken) sallanmaktan kadınlarınızı engelleyiniz. Hakikat (şudur:) İsrail oğulları, kadınları mescitlerde ziynet takınasıya ve salınarak yürümeye başlayasıya kadar lanetlenmemişlerdir." [9]

Çoğu zaman “Aman hocam pis mi kokalım” şeklinde itirazla ile karşılaşıyoruz. “Allah temizdir temizi sever.” [10] Hem beden hem de giysilerinin temizliğine dikkat eden bir mümin pis kokmayacaktır. Terlemeyi önleyici alkol içermeyen roll on ve kremler kullanılarak ter kokusu önlenebilir. Rasulullah tarafından caiz görülmeyen bir hususta çeşitli bahaneler ile fetva aramak bir mümine yakışmaz.

Burada gözlere sürme çekme konusuna da değinmek istiyoruz. “Sürme çekmek Allah Resulünün sünnetidir” diyerek kadının sürmelenerek sokağa çıkmasının caiz göstermeye çalışmak İslam’ı alaya almaktır ki böyle bir halden Allah’a sığınırız. Sünnet olmasının sebebi göz sağlığına faydalı olmasıdır ki süslenme amacı taşımaz. Oysa günümüzde hanımlar “sünnetmiş ondan sürüyorum” diyerek kendilerini kandırmakta ve buna fetva aramaktadırlar. Unutmayalım ki; Kadın sadece evinin içinde ve eşine süslenebilir.

Pantolon giymek doğru mudur?

Pantolon tek başına bir gömlek ve tişört ile giyildiğine zaten iç kıyafet hükmündedir, bu şekilde dışarı çıkılamaz. Ayrıca kadının avret mahalli yani bacak arasını gösterdiği için de tesettür hükmüne giremez.

Peki, pardösü, ferace altına pantolon giyilebilir mi?

Pardösü ve feraceniz bileklere kadar ise yürürken önünüz açılıp bacak aranız görünmüyor ise giyilen pardösü ve ferace inceliği ve şeffaflığından dolayı içinizi göstermiyor ise pantolon giymenin bir mahsuru yoktur. 

Aksi takdirde ceket pantolon, gömlek pantolon, diz üstü kap pantolon, diz üstü tunik pantolon, ince içi gösteren kıyafet altına pantolon giymek tesettür hükmüne girmediği için doğru değildir.

Gittiğiniz yerde dış kıyafetinizi çıkardığınızda sizi bu halde görmesi caiz olmayanlarla bir arada bulunacaksanız giymeniz doğru değildir.

Cennet Mekân Üstadımız Abdullah Baba Hz.lerine örtünme konusunda sual edildiğinde şöyle buyurmuşlardı;

“Kız çocuklarımızın ve hanımlarımızın tesettüre riayet etmeleri gerekir. Tesettür başörtüsünü örtükten sonra avret yerlerini de örtecek şekilde olmalıdır. Avret yerleri dışında olan yüzümüzü, ellerimizi tamamen kapatmanız doğru bir şey değildir, evladım. Dış kıyafetinizin adının ne olduğundan ziyade tüm hatlarınızı doğru şekilde örtüp örtmediğine dikkat edin. Bugün Erzurumlu kadınların giydiği ehramda tesettürü sağlar. Ya da kadın bir parça kumaşı başının geçirecek yer açıp boynundan bileklerine sarkıtırsa bu da tesettürdür. Yani mutlaka dış giysileriniz olmalıdır. Ancak günümüzde en uygun olanı pardösüdür. Muhakkak pardösülerinizi giyinip de dışarı çıkmanız gerekir.  Pardösülerinizin de dar ve dikkat çekici renklerde olmaması gerekir. Başınızı kapatıp, etek üstüne bir şeyler giyip dışarı çıkmanızda uygun değildir.” Buyurmuşlardır.

Vücut hatlarını belli etmeyen elbise evimize gelen misafir yanında tesettürü sağlar mı yoksa dış cilbab ferace vs. giymeli miyiz? Eve namahrem misafir geldiğinde dışarda giyindiğimiz dış kıyafetimizi mi giymeliyiz?

Vücut hatlarını belli etmeyen elbise namahrem yanında tesettürü sağlar. Cennet Mekan Abdullah Baba (ks) Hz.leri önemli olan kişinin avret yerlerinin belli etmeyecek, göstermeyecek şekilde yöresel örfi durumuna göre elbisesini giyinmesidir. Demişlerdir.

Avret yerini örten bir etek dar olursa buda sıkıntılıdır. Giyeceğimiz elbise avret yerimizi örtecek hem vücut hatlarını belli etmeyecek, hem de dikkat çekicide olmayacaktır. İslam’ın getirdiği ölçü budur.

"Mümin kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Ziynet yerlerini kendi kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah'a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin umduğunuza nail olasınız."[11]

Bunlar bize Allah ve Rasulullah (sav) Hz.lerinin çizdiği ölçüdür. Kim bu ölçüye uyarsa hem dünyasını hem ahiretini ihya etmiş olur.

Kadının örtüsü, edep ve iffet telkin etmek noktasında da çok önemlidir. Ayet-i kerimenin devamında işte bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şümulünü bir daha hatırlatmak üzere, kadının yürüyüşünde ve tavırlarında dahi dikkatli olması gerektiği şöyle ifade edilmektedir:

"…Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar", yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edep ve vakar ile yürüsünler. Tahrik edici, şüphe uyandırıcı, yabancı nazarları celp etmesinler. Demek ki kapandıktan sonra da kadın, hâline, ahvaline dikkat edecektir. Cenab-ı Hak, örtünme emriyle kadının istenmeyen kötü durumlara düşmesini önlemeyi gaye edinmiştir. Kadın, Allah'ın emrine uygun bir şekilde giyinip başkalarının dikkatini çekecek hareketlerden kendisini uzak tuttuğu zaman, toplumda hak ettiği yeri alacak ve herkesin saygısını kazanacaktır.

İslam toplumu peygamberi ahlaktan uzaklaşmaya başlayarak samimiyetsiz, yapmacık bir hal almaya başlamıştır. Müslüman olmanın ağırlığını, kendine biçtiği sorumluğu anlayamamış insanlar İslami değerlerin içini boşaltıp sakal bırakıyor, başörtüsü takıyor ama ne İslam’ı yaşıyor nede yaşatıyorlar. Ehli dünya bir hayat yaşayıp çevresindeki insanlara da kötü örnek oluyorlar.

Cennet Mekân Üstadımız; “İslami en güzel şekilde temsil etmemiz gerekir. Siz İslam’ı yaşayın, en güzel tebliğ budur. Temsil, tebliğden önce gelir, evladım”  buyurmuşlardır.

Günümüzde islami yaşantıda özellikle tesettürde bozulma süreci çok hızlı bir şekilde yaşanmaktadır. Tesettürde bizlere emredilen dikkat çekmeden avret yerlerini kapatmakken, insanların kıyafetleri İslami ölçüden uzak, dikkati celp eden renklerden dikilmiş, aşırı süslü, şatafatlı elbiseler oluşmaktadır. Artık tesettür Kur’an’da söylendiği gibi değil de modaya ve nefsani heva ve heveslere göre şekillenmektedir. “İslam’ı çağdaşlaştırma” diye fikir üretenlerin çirkin oyunlarına kanmamak gerekir. İslam çağa değil, çağ İslam’a uydurulmalıdır. İslam öyle bir dindir ki her çağın ihtiyacının karşılar. Dinimizin hükümleri zamana, duruma, ortama ve şahısların isteklerine göre değiştirilemez.

Elbisesiyle, yaptığı makyajla, giydikleri ayakkabılarla tesettüre girdiklerini zanneden bu hanım kardeşlerimiz gayri İslami giyinen insanlardan daha dikkat çekici bir duruma gelmişler, başları kapanmış ama vücutları açık kalmıştır. Bunlar giyinik çıplaklardır. Ne acıdır ki bugün birçok tesettürsüz bayan  “bunlar gibi örtüneceğime hiç örtünmem” diyerek bizleri eleştirmekte ve kınamaktadır.

Nitekim bir hadis–i şerifte Rasulullah (sav) şöyle buyurur:

 “Cehennemliklerden henüz görmediğim (daha sonra ortaya çıkacak) iki grup vardır: Bunlardan biri, sığırkuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluktur. Diğeri, giyinmiş oldukları hâlde çıplak görünen, başkalarını da kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremezler. Hattâ, onun çok uzak mesâfeden hissedilen kokusunu dahî alamazlar.” [12]

Tesettür Müslüman bayanların kimliğidir. Tesettür bir yaşam biçimi, bir hayat tarzıdır. Tesettür bir düşüncenin, bir felsefenin yaşanması, hayata geçirilmesidir.

 Tesettürü sadece kadını kapatarak ona zulmetmek, özgürlüğünü sınırlamak veya sadece bir teferruat olarak görmek Allah’ın sınırlarını hor ve hakir görmek anlamı taşır. Bundan Allah’a sığınırız.

"Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek bir giysi, bir elbise ve bir süs indirdik. Takva örtüsü ise, daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi). Ey Âdemoğulları! Şeytan ana ve babanızı –çirkin yerlerini kendilerine göstermek için– cennetten çıkardığı gibi sizi de belâya uğratmasın..." [13]

İmam Hatip Ortaokulu 5. Sınıfa giden bir erkek çocuğumuz yaşadıkları olayı resmetmektedir.

Öğrenci kardeşimiz okuldan büyük bir üzüntüyle eve gelmiş, annesine;

-Anne falanca öğretmenim güya kapalı, demiş. Annesi de;

-Oğlum başı örtülü ben gördüm, deyince

-Başı örtülü de giydiği elbise öyle ince ki atletini görüyoruz bu nasıl örtülü, diyerek küçük aklı ile ne kadar büyük sözler ediyor diye düşünmemize sebep olmuştur.

Bugün kamu kuruluşlarında başörtüsü serbest bırakıldı. Bir dönemin acıları belki son buldu.

 EVET, BİZLER BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİNİ KAZANDIK AMA NE YAZIK Kİ; TESETTÜRÜMÜZÜ KAYBETTİK.

 

 

 



[1] Ahzâb Suresi 33/59

[2] Ahmet b. Hambel

[3] Muvatta', Libas:4

[4] Ebu Davûd, Libâs, 31

[5] El-Kurtubî, El-Cami', XIV/157

[6] Ebu Davud

[7] Tirmizî, Kıyamet 40

[8] Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35

[9] et-Terğib ve't-Terhib c. 3, s. 85

[10] Tirmizî, Edeb, 41/2799

[11] Nur Suresi 24/31

[12] (Müslim, Cennet, 52)

[13] (Araf 26 -27)




Okunma Sayısı :4823

Yorumlar
hatice Kübra

Allah razı olsun ilmi ,kaynağından en saf ve berrak sekliyle bizlere ulastirdiginiz ve babami bizlere en güzel sekilde tanittiginiz için. Allah yar ve yardimcin olsun

karamemmet

Soruyu sorandan da araştırıp cevaplayandan da Allah razî olsun.Allah cennetmekân üstadımızında makamını alî eylesin; bu güzel siteyi oluşturanların yâr ve yardımcısı olsun!!

yavuz şahin

ALLAH razı olsun.

Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *