SORULAN SORU

Türbe yada kabrin başında zikir yapmak biat mıdır? Peygamber efendimiz kabir başında zikir yapmış mıdır?

CEVAP

Abdullah bin Abbas radıyallahu anh Hazretlerinden rivayetle buyurdular ki:

Rasulullah (sav) Efendimiz bir bahçenin yanından geçerken. Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini duydu. Nebiyyi Muhterem sallallahu aleyhi ve selem: "Bunlar azap görüyorlar. Hem de azap görmeleri büyük bir şey için değildir." buyurduktan sonra (yine devam ederek):

"Evet biri, bevlinden istibrâ etmezdi (yani sakınmazdı), diğeri de koğuculuk ederdi." buyurdu. Ondan sonra yaprakları soyulmuş taze bir hurma dalı istedi. Dalı iki parça etti. Her birinin kabri üzerine birer parça dikti. "Ya Rasulullah, bunu ne için yaptın!" diye sordular. "Efendimiz, onlara bunlar taze kaldıkça belki (azapları) hafifler." cevabını verdiler.

Bu hadisi şerif kabrin başında zikrin yapılmasına delildir. Yaş otlar dahi Allah’ı zikreder ve bu zikir sebebiyle ölü kabir hayatına alışır ve o kabre rahmet iner. Kaldı ki eşrefi mahlûk olan insan güzel bir lisan ile Cenab-ı Hakk’ı zikrederse nurun âlâ nur olur.

İmam Ahmet, Hakim-i Tirmizi, Taberani, Beyhaki, Câbir bin Abdullah’dan rivayet ettiklerine göre:

Sa'd bin Muâz defnedildiği zaman Peygamber (sav) teşbih (zikir) getirdi. Millet de uzun uzun tesbih (zikir) getirdiler. Sonra tekbir getirdi Millet de tekbir getirdi,

“Ya Resulullah! Neden tesbih (zikir)  getirdin” dediler.

Buyurdu ki: “Bu salih adama kabir çokça sıkıştı. Sonra Allah sıkıntısını giderdi.”

İşte bu konu hakkında evliyanın büyüklerinden Mevlana Hazretlerine mürebbilik etmiş olan Şeyh Sadreddîn Konevî Hazretlerine de Mevlana Hazretlerinin kabri başında zikir yapılıyor diye şikâyet edenler olunca Konya’nın ileri gelen büyüklerinin bulunduğu bir mecliste şöyle buyurur:

“Benim sözümü kabul edersen, dervişlerin sözlerine itimadın varsa, Mevlâna Hazretlerinin şan ve şerefi hakkındaki itikadın da sağlamsa, Allah hakkı için bu hususta, hiçbir şekilde müdahalede bulunma! Bir şey söyleme! Garazkârların sözlerine uyup itiraz etme! Çünkü bu, velilerden bir nevi yüz çevirmedir. Allah velilerinin bu çeşit bidatleri, yüce peygamberlerin sünneti mesabesindedir. Onların hikmetlerini veliler bilirler. Kadir olan Allah’ın işareti olmadan onlardan bir şey sâdır olmaz. Nitekim velilerin olgunlarından sâdır olan bidat-i hasene, parlak sünnet gibidir, denilmiştir.”

İşte o gönül dostlarından Allah erlerinden ve âşıklarından olan Mevlana’mız yedi yüz otuz dört yıl önce, bunu şöyle haykırıyor:

“Toprağımdan buğday çıkar da o buğdaydan ekmek yapar da yersen manevî sarhoşluğunu artırır. Hamur da deli divane olur, ekmekçi de... Ekmek ise tandırda mestane beyitler terennüm eder.

Mezarımı ziyarete gelirsen, üstümdeki toprak yığınının raks ettiğini görürsün.

Kardeş mezarıma defsiz gelme, Çünkü, “Allah meclisinde gamla oturmak yaraşmaz.”




Okunma Sayısı :2288

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *