SORULAN SORU

Avrupa’dan bazı zakir abilerimiz üç yıldan beri Mehdi (as) biat etmek için iki yüz, üç yüz kişi olmak üzere bizleri Mekke’ye götürüp, her seferinde de tehir edildiğini söyleyip geri döndürüyorlar. Kendimizi kandırılmış, komik duruma düşürülmüş hissediyoruz. Sizin bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

CEVAP

Hiç böyle bir şey olabilir mi? Mehdi (as) sümme haşa sözünde durmayan birisi mi de biat etmek için çağıracakta sonra ertelendi diyecek. Böyle bir şey olması mümkün mü?

Levh-i Mahfuzla alakalı meselelerde erteleme, tehir olabilir. Levh-i mahfuz, olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekândaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir ilâhî muhafaza levhasıdır.

"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın." [1]

Levh-i Mahfuza Cenab-ı Zülcelal Hz.lerinin inayetiyle yazılmış olanlar silinebilir, tehir edilebilir.

“Allah, (o yazıdan) dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır. Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır.” [2]

Levh-i Mahfuzla alakalı meseleleri şahıslara indiremeyiz. Örnek vermek gerekirse; birisi ile buluşmak için randevu veriyoruz. Randevu verdiğimiz yere gitmiyoruz, bulaşacağım insana diyoruz ki tehir oldu. İradenin bende olan bir mevzuda nasıl tehir oldu diyebiliriz ki…

Mehdi (as) biat edin diye davet edecek, sonra davete gelmeyecek.  Anlattığınız olay Mehdi (as) şahsıyla alakalı bir mesele değildir. Kişilerin yaptıkları hatalar mübarekleri bağlamaz. Kişilerin nakıslığından kaynaklanan, yönlendirmeyle alakalı hatalar vardır.

Bu tür işlere tevessül eden insanların gizli niyetleri Şeyhliğe soyunarak kendilerine yer edinmek ve itibar kazanmaktır.

Allah’ın izniyle Mehdi (as) zuhur ettiğinde Abdullah Baba (ks) Hz.lerinin dervişleri hep birlikte biat edeceklerdir.

 

 



[1] Neml Suresi, 75

[2] Ra’d Suresi  39




Okunma Sayısı :4038

Yorumlar
KOCABAŞ

Babamızın evlatları olarak; doğru kişilerle yürüyüp O biat te olanlardan,safını sıklaştıranlardan olmayı Allah (C.C) şu an ki kardeşlerimize ve daha katılacak kardeşlerimize nasip etsin İnşallah.

Mustafa Urgenç

Yukarıda verilen cevaba aynen katılıyor ve onaylıyorum. Zira ölçüler prensipler düsturlar bellidir hiç kimse kendi kafasından ölçü prensip ve düstur ortaya koyma hak ve salahiyetine sahip olamaz. Biz Allah'ın kitabı ve peygamberimizin sünnetine sarılmakla mükellefiz. Her kim kitabı ve sünneti kendi emeline uydurmaya kalkışırsa atıldır ve batıldır Her kim de kitap ve sünnete uyuyorsa işte istikamet üzere bulunanlar onlardır Allah cümlemizi kitap ve sünnete uyan sıratı müstakime bağlı olan kullarının topluluğuna eriştirsin âmin

Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *