SORULAN SORU

"Bir günü bir gününe eşit olan zarardadır" sözü nasıl açıklanabilir? Her günümüz nasıl farklı olabilir, zararımız nasıl önlenebilir? Kılınan namazlar yapılan zikirler ve diğer ibadetler bu eşitliği ortadan kaldırmaya yeterli değil midir? Kast edilen ilim öğrenmek midir? Kendimizi geliştirmek midir?

CEVAP

“Bir günü bir gününe eşit olan zarardadır” sözüne benzer olarak Peygamber (sav) Hz.lerinin “iki günü eşit olan zarardadır” [1] hadisi şerifi mevcuttur.

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri hadisi şeriflerinde umumi manada işimizde, aşımızda, dini yaşantımızda her şeyimizde tekâmül [2] göstermemiz gerektiği bizlere aktarmıştır. İnsanoğlu devamlı tekâmül eden bir varlıktır.

İslam dininde emirler, yasaklar, farzlar bellidir. Bunları artırmak veya eksiltmek mümkün değildir. Sünneti Resullah da bellidir. Bunları da artırmak eksiltmek mümkün değildir.

Ayrıca, bir insanın sayı olarak ibadetlerini artırarak devam etmesi de mümkün değildir. Mesela; her gün 2 rekât nafile namazı fazla kılmaya çalışan bir insan bunu artırarak devam ettiğinde bir sene sonra veya on sene sonra kaç rekât kılması gerekir? Pekte mümkün gözükmemektedir.

Amellerimizi nicelik yani sayısal olarak değil de nitelik bakımından geliştirmeye çalışmak gerektiğini düşünmek daha doğru olacaktır. Örneğin; Kardeşlerimizin birine kardeşim bolca Kelime-i tevhid çek diyoruz aman hocam ben zaten şu kadar çekiyorum diyor. Peki, nasıl çekiyorsun dediğimizde kısa bir zaman dilimine 100 tevhid sığdırdığını görüyoruz. Maksadı sayı çokluğu olarak algılamak yanlıştır. Abdullah Baba Hz.leri Bir “Lailahe illallah” demek dünyaya bedeldir buyururken manasını idrak etmeden ne dediğinin farkında olmadan söylenenden değil her bir tevhid de Allah’ın bir ve tek olduğunu tekrar tekrar idrak ederek söylememiz gerektiğinden bahsetmektedir bizlere.

Aynı durum namazlarımız için de geçerlidir. “Bugün 5, yarın 10 rekât kılayım değil de bugün yine namazımı son dakikaya bıraktım inşallah yarın daha erken kılmaya çalışacağım” demek yani ameli daha kaliteli hale getirmeye çalışmamızdır bizden istenen.

Peygamberimizin bu sözünden ümmetini çalışmaya teşvik ettiği, insanın gelişim yani tekâmül göstermesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu sözü tasavvufi olarak ele almak gerekirse, dervişin sürekli tekâmül yani bir gelişim üzere olması gerekir. Dervişin, talibin bir önceki durumuyla bugünkü durumu arasında bir fark yoksa yarın üstüne bir şeyler koyamıyorsa, katamıyorsa bu insan ziyandadır.

Bizler Efendi Hz.lerine tabi olmadan önceki yaşantımıza aynen devam ediyorsak, yıllar geçmesine rağmen geldiğimiz günkü gibi duruyor ve bundan dolayı hiçbir rahatsızlık duymuyorsak. Tek artımız günlük virdimiz ve haftada bir zikrullahımız ise ahlakımızda, hal ve tutumlarımızda, yaşantımızda pozitif yönlü bir gelişme gösterememişsek. İnsanlar baktığında “ee ne oldu şimdi hala aynı adam ya da hala aynı kadın ne değişti ki” diyorsa hatta biz kendimiz dahi “Ben buyum kardeşim değişemem “Adım Hıdır elimden gelen budur”  diyorsak bu bizim hiç tekâmül göstermediğimizin göstergesidir ki işte bu durumda kendimizi zararda görmemiz gerekir.

Derviş ne yapacak? Devamlı yol kat edecek, üzerine bir şeyleri koyacak, ibadetinde olsun taatinde olsun, zikrinde, fikrinde, şükründe olsun, ahlakında olsun kendisini ikame ettirecek ki Allah ü Teâla Zül Celal Hazretlerine vasıl olabilsin.

Dervişlik bir vasıta ile yokuş yukarı çıkmaya benzer. Durduğunuz an artık bulunduğunuz konumu korumanız mümkün değildir ki devamlı yokuş aşağıya doğru düşüşünüz devam edecektir.  Bu durumda kalkmak, ilerlemek, devam etmek için çok büyük güç sarf edeceksin ya da başladığın yere dönüp tekrar hızını alıp devam edeceksiniz. Sonuç itibariyle durduğun an bittiğin yerdir.

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri, “Nefislerinize fırsat verip,  gevşemeyin. Gevşediğiniz an bittiğiniz an olur.” Buyurmuşlardır.

Onun için Efendimiz Aleyhissalâtuvesselâm Hazretleri "iki günü eşit olan zarardadır" sözünü söylemiştir.

Nasıl dünyevi istek ve arzularımız için çaba harcıyorsak din-i-mubin-i-islam için daha fazla çaba harcamalıyız. Hizmet konusunda tembellik göstermemeliyiz. Nefis ve şeytan yolumuza hizmette, dervişlere olumsuzlukları göstererek tembelliğe sürüklemeye çalışır. Bizler şeytanın oyununa gelmeyeceğiz. Bahaneleri bir kenara bırakıp Allah'ın rızasını kazanabilmek için hizmet edecegiz.

Hâsılı kelam bizler dervişsek dervişlik alanında nefsi tezkiye ve nefsi terbiye ile meşgul olacağız eğer ilim okuyorsak ilim alanında mücadele edip hep ileriyi hedefleyeceğiz ama bununla birlikte asli gayemiz olan Allah’a kulluğu bir bütün halinde ele alarak hangi işi yaparsak yapalım tekâmül ederek devam edeceğiz inşallah…

 



[1] Keşfu’l-hafa,2/276 

[2] Tekamül: gelişim




Okunma Sayısı :4132

Yorumlar
Kocabaş

Rabbim anlamayı anlayıp yaşamayı nasip etsin. Anlamamış gibi davranmaktan bir beni ve tüm kardeşlerimi hıfz-ı muhafaza etsin.

Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *