SORULAN SORU

Dua ederken “Ya Rabbi Ümmeti Muhammede yardım et dediğimizde” bu zümreye kimler dâhil olur? Böyle dua etmenin bir sakıncası var mıdır?

CEVAP

Kur’an’ı Azimuşşanda kendilerine peygamber gönderilen toplumlara "ümmet" denilmiştir.

“Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik.” [1]

(Habîbim, yâ Muhammed!) Böylece (biz) seni, kendilerinden önce nice ümmetler geçmiş bulunan bir ümmet içinde gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın; [2]

Hz. Peygamber (sav) Efendimizin ümmeti bütün insanlığı kapsar. Bu manada "ümmet" kelimesi, mümin kâfir bütün insanları ifade etmektedir. Kendilerine peygamber gönderilen ümmetlerden îmân edenler de etmeyenler de olmuştur. Îmân edenlere ümmet-i icabet peygamberin davetini kabul eden ümmet yani toplum, îmân etmeyenlere de îmâna davet edilen ümmet-i davet denir.

Bugünkü kafirlerin hepsi davet ümmetidir. Burada kast olunan islama davet edilen topluluklardır.

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

"Bu ümmet (İslâm ümmeti), diğer ümmetlere karşı üstün kılındı" [3] buyurarak İcabet ümmeti kast etmiş, icabet ümmeti ise peygamber efendimizin davetine icabet etmiş, Müslüman olmuş kişileri kapsar. Cenab-ı Rahman olan Yüce Allah’ımız

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir ümmet (topluluk) olsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir" [4]  buyurmuştur.

Dualarımızda “Ya Rabbi Ümmeti Muhammede yardım et dediğimizde” Peygamber efendimiz (sav) Hz.lerine tabi olan icabet ümmetini kapsar. Ameller niyetlere göredir. Ne kadar ümmeti Muhammed desekte Allahu Teâlâ davet ümmetini devre dışı bırakarak bu duadan nasiplendirmez.

İcabet ümmetin arasında, hiçbir ırkın veya rengin diğerine üstünlüğü düşünülemez.

Allah-u Teala bizleri değişik renklerde, değişik milletlerden yaratmıştır. Bazılarımızın ten rengi, bazılarımız dilleri , bazılarımızın milletleri farklı;

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır." [5]

Bu farklılıklar bir üstünlük alameti değil, bir tanışma kaynaşma vesilesidir. Cennet Mekan Abdullah Baba (ks) Hz.leri farklı memleketten evlenen bir dervişine; “Başka memleketten evlenmen güzel olmuş. O belde deki insanlar ile hasbihal edip tanışarak, akrabalık bağlarıyla dostluklar kurarsın. Cenab-ı Zül Celal Hz.leri ayeti kerimesinde;

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” [6] buyurmuştur.

İnsanların farklı ırklardan olması bir üstünlük sebebi değil bir tanışma vesilesidir. Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

“Allah indinde en şerefliniz takvaca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Beyaz derili olanın siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, siyah derili olanın da beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.” [7] Buyurmuştur.

 

 

Konuyla alakalı benzer sorular

Yıllardır ülkemizin güneydoğusunda yaşanan terör olaylarıyla ilgili düşüncemiz nasıl olmalıdır? Bu olayları destekleyen milletleri toptan suçlamak doğru mudur?

Abdullah Baba (ks) Hz.leri namazdan sonra nasıl dua ederdi?




[1] Enâm Suresi 42

[2] Rad Suresi 30

[3] Ahmed b. Hanbel, V, 383

[4] Âli İmran 104

[5] Rûm Suresi, 20/22

[6] Hucurat Suresi 13

[7] el-Müsned, Müessesetu’r-rialse, 1421-2001,38/474/h. no:23489




Okunma Sayısı :3838

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *