SORULAN SORU

Fitne nedir? Ülkemizde şu an olanlar fitne midir? Fitne zamanı Müslümanlar nasıl davranmalıdır?

CEVAP

Fitne İslam tarihi boyunca Müslümanların yaşadığı en büyük sorunlardan bir tanesidir. Bu fitne ateşi Rasulullah (sav) vefatıyla gayri Müslümler tarafından Ümmeti Muhammedîn arasına sokulmuştur ve  artarak günümüze kadar devam etmiştir.

Fitne çok değişik anlamlarda kullanılan geniş kapsamlı bir terimdir. Fitne; imtihan, anarşi, bozgunculuk, günah, şirk, bela ve daha başka manalara gelirse de, ekseriya bölücülük, bozgunculuk anlamında kullanılır.

Muhammed Hadimi Hz.leri de El- Berika isimli eserinde yetmişten fazla fitne çeşidi bulunduğunu bildirerek buyuruyor ki:

“Fitne çıkarmak haramdır. Kur’an-ı kerimde, dinden saptırmak için fitne çıkaranların Cehenneme atılacağı ve fitne çıkarmanın adam öldürmekten daha kötü olduğu ve hadis-i şerifte de, fitne çıkarana Allahu Teâlâ’nın lanet edeceği bildirilmektedir.”

Hususi manada ise Allah (cc) dan alıkoyacak her şey fitnedir, bir imtihandır.

Günümüzde Allaha vuslatta bizleri alı koyacak en büyük etkenlerden bir tanesi ahir zaman fitneleridir. Nedir ahir zaman fitneleri? Rasulullah (sav) Hz.lerinin bizlere bildirdiği ahir zaman da ümmetini Allah’ (cc)  vuslatta alı koyacak hal ve hareketler. Hadis âlimleri bu konuyu o kadar önem vermişlerdir ki kitaplarında   "Kitabü`l-Fiten" adlı bölümler oluşturmuşlardır.

Rasulullah (sav) Hz.leri

"Bir zaman gelir; insanların dertleri-tasaları; mideleri, şerefleri malları-mülkleri; kadınları; kıbleleri, paraları ise dinleri olur. İşte onlar Cenab-ı Allah’ın nezdinde nasibi olmayan en kötü yaratıklardır." [1] Buyurarak ahir zaman fitnelerin en başında Dünya sevgisi, makam sevgisi, kadın sevgisi, insanı dinini yaşamaktan alıkoyan, Allah’a ulaşmadan engel olan veya insanı cehenneme sürükleyen hal ve hareketler geldiğini bildirmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

“Ahir zamanın, Çocukları uram (edebsiz ve hırçın); gençleri hayasız ve vakarsız; yaşlıları emr-i bil-ma’rufu yapmaz; sünneti bid’at gibi, bid’atı sünnet gibi görürler; idarecileri tâgi ve müfsiddir..; İşte o zaman Allah onlara şerlilerini musallat eder. Hayırlıların duâsı (ve dâveti) kabul olmaz.” [2] Buyurmuştur.

Ahir zaman fitneleri birkaçını sıralamak gerekirse;

1.Dünya Sevgisi;

Çağımız Müslümanlarının, dünyaya ne için geldiğini unutarak bu hayatın geçici heveslerine dalması ahir zaman fitnelerin en başında gelmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

“Ben, benden sonra sizin tekrar güneşe, aya, yıldızlara ve putlara tapmanızdan korkmuyorum. Ben, benden sonra sizin dünya malını aşırı sevip dünya malına tapmanızdan, dünya malı için birbirinizin boynunu vurmanızdan korkuyorum.” [3]

“Dünya sevgisi her hatanın başıdır. Bir şeyi sevmen, seni kör ve sağır yapar.” [4]

“İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki kişi elde ettiği malın haramdan mı, yoksa helalden mi olduğuna dikkat etmeyecek.” [5]

“İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki :  o zamanda (çokça) faiz yiyecekler. İçlerinden faiz yemeyenlere bile mutlaka onun tozundan (buharından) bulaşacak.” [6]

Hz. Sevbân (ra) anlatıyor:

Rasulullah (sav) buyurdular ki:

"Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi birbirlerini çağıracakları zaman yakındır."

Orada bulunanlardan biri: "O gün sayıca azlığımızdan mı?" diye sordu.

"Hayır!” buyurdular. “Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çerçöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çerçöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!"

"Zaaf da nedir ey Allah'ın Rasûlü?" denildi.

"Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!" buyurdular.[7]

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri günümüzde yaşananlara nasıl da ışık tutmuştur. Hadiste gecen yabancı kavimler İslam coğrafyası üzerinde çirit atmakta, her gün yüzlerce Müslüman katledilmekte, Mescidi Aksa Yahudilerin elinde inim inim inlemekte, milyarları gecen İslam nüfusu ise cer çöpten farkı olmaksızın durmakta, kuru bir açıklama yapmaktan bile aciz bir şekilde yerlerinde oturmaktadırlar. Milyarları ölüm uykusuna yatıran zaaf ne?

"Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!"

 Hz. Ömer (ra) bir gün Peygamberimizin (sav) evine gelir, kapıyı çalar girmek için izin ister, izin verilir ve içeri girince peygamberimizi (sav) bir hasır üzerine uzanmış bulur. Bulunduğu odada eşya olarak; yerde bir hasır, duvarda asılı bir keçi postu, yerde de bir su ibriği vardır. Peygamberimiz (sav) hasıra uzandığı için yüzüne hasırın izleri çıkmıştır. Hz. Ömer (ra) bunları görünce ağlamaya başlar. Peygamberimiz (sav) niçin ağladığını sorar. Hz.Ömer (ra) şöyle cevap verir; Aklıma kıralların ve kisraların dünyada ne kadar rahat ve bolluk içinde yaşadıkları geldi, sonra Allah’ın peygamberini de bu halde görünce üzüldüm ve onun için ağladım. Peygamberimiz (sav) bunun üzerine şöyle buyurur:

“İstemez misin Ya Ömer Dünya onların ahiret bizim olsun?” [8]

2.Kadın Sevgisi;

Rasulullah (sav): “Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne, bir imtihan vesilesi bırakmadım” buyuruyor. [9]

Ebû Saîd el-Hudrî (ra) dan rivayet edildiğine göre Nebî (sav) şöyle buyurdu:

“Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrail oğullarında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.” [10]

Kadınlar da tıpkı dünya gibi çekicidir. Birçok kavganın, kan dökmenin, belâ ve musibetlere uğramanın sebeplerinden biri de kadın erkek ilişkilerindeki dengesizliktir. Nitekim günümüz dünyasında, hatta içinde yaşadığımız toplumda dahi bu durumu yakından müşahede ediyoruz. Bu sebeple, İslâm dini kadın erkek ilişkilerinin temel kurallarını, zaman içinde değiştirilmesi söz konusu olmayan Kur’an ve Sünnete dayandırmıştır.

Nefsanî ve şeytanî güçler, insanları saptırmak için ne yazık ki, nefis ve şeytanın esiri olmuş erkek ve kadınları kullanmaktadır. Burada en çok öne çıkan cins de kadındır. İslami hayat içerisinde kadın ve erkek bir birlerinden ayrılmışlardır. Zorunlu haller dışında kadınla erkeğin münasebeti uygun değildir.  Ahlaki yozlaşma toplumumuzun her yanını sarmış durumdadır. Bu ahlaki yozlaşma bir projedir. Özellikle kadınları İslam ahlakından uzaklaştırmak bu projenin temel taşını oluşturmaktadır. Amaç kadını İslam ahlakından uzaklaştırıp, İslam dışı fikirler ile günahlara ve haramlara teşvik etmektir.

Günümüzde kadın öyle kullanıldı, öyle istismar edildi ki, alınıp satılan bir mal, bir eğlence aracı oldu ne yazık ki cahiliye devrindeki halini fersahlarla geride bıraktı. Maalesef İslam âlemi de ziyadesi ile bundan nasibini almıştır. Televizyon, internet üzerinden bu fitne ve diğer fitneler sağnak sağnak gelmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

“Ben şüphesiz evlerinizin içine yağmur gibi girecek fitneler görüyorum.”[11] Buyurmuşlardır.

Kadın erkeğin zorunluluk halleri dışında ne gibi birlikteliği olabilir ki! Baktığımızda toplumun her safhasında bu laçkalaşmış kadın erkek diyaloglarına şahit olmaktayız. İslam’ı öğretmek adına bile olsa kadın erkek ile diyaloğa giremez. Aileler kadın erkek birlikte ev sohbetleri yapamaz. Ama yapılamazlar günümüzde yapılır hale gelmiş, doğruları yapanlar kınanır olmuştur.

Rasulullah (sav) Hz.leri

“İlerde büyük fitneler olacak, kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından ayrılacak. (O zaman) fitneler erkeklerin kalplerinde kıyamete kadar yayılacak. Hatta O fitne zamanında bir kimse, zinakâr kadının zinasıyla ayıplandığı gibi, ALLAH'IN EMİRLERİNE UYMASINDAN dolayı ayıplanacak.” [12] Buyurmuştur.

3.Makam Sevgisi;

Ahir zaman fitnelerinden makam ve mevki elde etme hırsını aç kurtların haline benzeten, hatta onlardan daha tehlikeli bulan Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır;

"Bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar, mala ve mevkie düşkün bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir" [13]

İnsana makam ve mevkii cazip gösteren şey daha iyi yiyip içme, daha güzel giyinip kuşanma, daha lüks arabalara binme, herkesin gidemeyeceği meclislerde bulunma, konuştuğu zaman sözünü dinletme, emir verdiği zaman ‘baş üstüne' dedirtebilme hırs ve arzusudur.

Üstün mevkilerde görünme ve insanlara hükmetme sevdası bugün tüm insanlığı sarmasıyla birlikte tasavvuf ehli insanları sarması kabul edilemez bir olgudur. Zakirlik çavuşluk sevdası Allaha vuslata büyük bir engeldir. Hâlbuki Allah Teâlâ'nın, cenneti, yeryüzünde böbürlenmeyenlere vereceğini söylemesi [14] mevki hırsının ne kadar aşağılık bir duygu olduğunu anlatmaktadır.

Dergâhına, İslam’a hizmet etmek için çavuş olmaya zakir olmaya gerek yoktur. Sevilip takdir edilmek güzel bir şey olmakla beraber, şan ve şöhret sahibi olmaya çalışmak tehlikelidir. Şu zât ne âlim adam, ne dindar kişi, ne zâhid müslüman, ne mütevâzi insan, ne kadar güzel konuşan bir hatip dedirtmeye, eli öpülen, duası alınan muhterem bir kişi olmaya çalışmak da bir tür makam ve mevki hırsı, korkunç bir riyâkârlıktır.

”Nasrettin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:

“Sen kimsin?”

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.

“Vezir” demiş adam.

“Daha daha sonra ne olacaksın?”

“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki, ondan sonra?” Artık makam kalmadığı için adam  boynunu büküp son makamını söylemiş:

“Hiç.” Bunun üzerine Nasrettin Hoca şöyle demiş;

“Peki eninde sonunda bir hiç olacaksan niye kabarıyorsun be adam.”

Hepimiz er geç bu fani alemin tüm makamlarını terk edip baki aleme göçeceğiz ve valide olsak işçi de, amir de olsak memurda herkesin kabir taşında yazdığı gibi bir fatiha dileneceğiz. Öyle ise dünya makamı için değil ahiret makamları için çalışmak gerektiğini unutmamalıyız.

Abdurrahman İbni Semüre hazretleri Mekke fethi sırasında müslüman olmuş bir sahibidir. Bir defasında Resûl-i Ekrem'den bir yöneticilik istemişti. Peygamber-i Zîşân ona şöyle hitap etti:

"Abdurrahman İbni Semüre! Kimseden yöneticilik görevi isteme! Zira bu görev sen istemeden verilirse, Allah yardımcın olur. Eğer sen istediğin için verilirse, Allah’tan yardım göremezsin" [15]

Peygamber Efendimiz (sav);

"Ümmetimin son zamanlarında mescidlerini süsleyip kalplerini harap bırakan, elbisesini sakınıp koruduğu kadar dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda gitmesi uğruna dinini vasıta yapmaya aldırış etmeyen bir takım insanlar türeyecektir." [16]

Camilerimizi kralların sarayı gibi yapıp içindeki cemaatin İslami ahlaktan uzak olduğu bu günlerde siyasi makam, mevki sahibi olmak, dünyevi menfaatler için dini vesile edecek insanların türeyeceğini bu hadisi şerifte Peygamber Efendimiz bize bildirmektedir.

4.İslam’dan Uzaklaşmak

İslam coğrafyasının ve ülkemizin Müslüman nüfusu yüzde doksanlarla ifade edilse de yapılan araştırmalar islamı yaşayanların oranı yüzde onlara varmadığını göstermektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

"İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, Kur’an-ı Kerim’in yalnız resmi, İslam’ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar, İslam’dan en uzak insanlar oldukları halde, İslami isimlerle isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu halde, hidayet yönünden harap olacaktır. İşte o devrin alimleri gök kubbenin altındaki alimlerin en kötüleridir. Fitne (kargaşa) onlardan çıkmış, yine kendilerine dönecektir.” [17]

"İnsanlara bir zaman gelir ki Kuran-ı Kerim bir vadide, insanlar başka bir vadide olurlar." [18]

"İnsanlara bir zaman gelir ki; camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında mü’min bulunmaz." [19]

“İlerde bir fitne olacak. O fitne içinde kişi mümin olarak sabahlayacak, kafir olarak akşamlayabilecek. Ancak Allahın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç.”[20]

“Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” [21]

Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri;

“Ümmetimin helaki sefih [22] gençler eliyle olacaktır.”[23] buyurmuştu.

“İçimizde salihler (dindarlar) olduğu halde helak olur muyuz?” sorusuna

“Kötülükler çok olunca.”[24]

Rasullah (sav) Hz.leri

“Zaman yavaş yavaş yaklaşıyor. Amel azalacak, (kalplere) cimrilik atılacak, fitne hakim olacak. Ölümler artacak.” [25] buyurarak gittikçe ümmette bozulmaların olacağını haber vermişti. Bir başka Hadis-i Şerif de,

“Şu önümüzdeki günlerde cehalet iner, o zaman din ilmi kaldırılır. Hem o zaman ölümler çoğalır.” [26]

"Ahir zaman fitnesi" demek, İslam’ın öngördüğü tevhit ve istikametin bozulması demektir. Bu ahir zaman fitneleri birkaç tanesine örnek vermeye çalıştık. Ahir zamanın fitnelerinin daha birçoğuna Rasulullah (sav) ışığında örnek vermek mümkündür.

Ülkemizde yaşananlar fitne midir? Tabi ki fitnedir. Ülkemizi karıştırmak, Müslümanlar arasına nifak tohumları ekmek, ehli sünneti çizgisinden uzaklaştırmak için her türlü hain planı şer cepheleri devreye sokmaktadır. Bu planlar bir bakıyorsun darbe kalkışması olarak çıkmakta, bir bakıyorsun gezi olayları olarak çıkmakta, bir bakıyorsun sünnet yoktur diye çıkmakta, bir bakıyorsun iftar saatinin yanlışlığı olarak çıkmakta… Bunların hepsi bir oyunun parçasıdır.

PEKİ BU OYUNLAR VE FİTNELER KARŞISINDA MÜSLÜMAN NE YAPMALIDIR?

Kurana ve Rasulullah (sav) Hz.lerinin sünneti seniyesine yapışmalıdır. Müslümanlar arasına sokulan fitneler ve ne yapılması gerektiği konusunda Rasulullah:

"Son zamanlarda bir takım fitneler olacaktır." der.

Dinleyenler: "Ey Allah’ın Rasulü, (o zaman) nasıl ederiz?" diye sorarlar.

Peygamber efendimiz: "İlk durumunuza dönersiniz" buyururlar. [27]

İlk durumumuza dönmek, Asr-ı Saadet’e dönmektir. Nasıl olacak bu dönüş? Peygamberimiz (sav) bunu da şöyle cevaplıyor:

"İnsanlara yalan söyleyip yemin ederek günaha girmeksizin hayatın (geçimin) çekilmez bir hale geleceği bir zaman gelecektir. O zaman gelince de kaçmak gerekir."

Dinleyenler; "Ey Allah’ın Resulü kaçış nereye olacaktır?" diye sorunca Peygamberimiz:

"Allah’a ,Kitabına, ve Peygamberinin sünnetinedir" buyururlar. [28]

Allah’a, Kur’an’a ve Peygamber(sav)’in sünnetine kaçma zamanıdır...

Öyleyse, Allah’a kaçın. Gerçekten Ben sizi, O’ndan yana açıkça uyarıyorum. [29]

Cennet Mekan Abdullah Baba (ks) Hz.leri ahir zamanda ortaya çıkacak fitnelere dikkat çekerek, “ Ahir zamanda yangını çıkaranla, söndürmeye gelenler aynı kişilerdir. Dikkat ediniz.” Buyururlardı.

Rasulullah (sav);

“Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.” [30]

Bir adam Rasulullah (sav)'a sorar:

"Ey Allah'ın Resulü, bu durumda ne yapmamızı emredersin?"

Hz. Peygamber (sav)'in ona verdiği cevap şudur:

"Kimin dağda develeri varsa onların peşine düşsün, kimin de davarı varsa, davarlarının yanına gitsin. Kimin de (ekim) arazisi varsa o da çiftinin başına çekilsin...."[31]

Cenab-ı Rahman ayeti kerimesinde;

"Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez..." [32]

Ahir zaman fitneleri karşılaşınca ne yapmamız gerektiğini Peygamber Efendimize sorulunca;

“Müslümanların cemaatine ve onların imamına (önderine) uy ve bunlardan ayrılma.” Bunun üzerine:

“Onların cemaati ve önderi yoksa?..” diye sorulunca

“O zaman cemaati ve imamı olmayan fırkaların hepsinden ayrıl, şayet bir ağacın köküne (kovuğuna) sığınabilirsen, ölüm sana yetişinceye kadar bu hâl üzere ol.”[33]

Son sözü yine Aşk eri Mevlana’mıza bırakalım inşallah;

“Eğer ahir zaman afetlerinden, fitnelerinden kurtulmak istersen hiç gecikmeden bir mürşid-i kâmilin eteğini yakala ona sımsıkı yapış. O bu âlemde ölü ancak Allah ile diri olan bir kuldur ki Allah’ın gölgesi gibidir.”

Rabbim tüm fitnelerden ve fitnecilerin şerlerinden cümle ümmeti Muhammed-i muhafaza etsin inşallah!



[1] Sülemi

[2] Ramuz-ul Ehadîs, No: 502

[3] Buhari

[4] Rezin

[5] Ramuz. 6238

[6] Ramuz . 6248

[7] Ebû Dâvûd, Melâhim 5

[8] Buhari

[9] Buhârî Nikâh 17; Müslim Zikir 97 98. Ayrıca bk. Tirmizî Edeb 31; İbni Mâce Fiten 31

[10] Müslim, Zikir 99; Tirmizî, Fiten 26; İbni Mâce,Fiten 19

[11] Sahihu’l-Buhari, VIII, 89.

[12] Gümüşhanevî, Ahmed Ziyaüddin, Râmûzul-Ehâdîs,

[13] Tirmizî, Zühd 43

[14] Kasas sûresi (28), 83)

[15] Buhârî, Ahkâm 5, 6, Müslim, İmâre 13

[16] Hakim

[17] Hakim, Deylemi

[18] Hakim,Tirmizi

[19] Hakim

[20] Râmûzul-Ehâdîs s. 299, 3722 hadis. (Tabaranî Kebîrden, İbn-i Mâceden, Deylemî Ebî Umamede

[21] Hakim, Müstedrek, V, 504

[22] Sefih:  Zevk ve eğlenceye düşkün. Sefahete düşmüş. Malını düşünmeden harcayan.

[23] Sahihu’l-Buhari, VIII, 88; Sunenu İbn-i Mace II, 1331 (no: 4015)

[24] Sahihu’l-Buhari, VIII, 88; Sunenu İbn-i Mace II, 1305 (no: 3954)

[25] Sahihu’l-Buhari, VIII, 89.

[26] Sahihu’l-Buhari, VIII, 89.

[27] Taberani

[28] Deylemi

[29] Zariyat Suresi, 50

[30] Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.

[31] Buhari Muslim

[32] Maide Suresi , 5/105

[33] Sahihu’l-Buhari VIII, 93; Sunenu İbn-i Mace II, 1317 (no: 3979).




Okunma Sayısı :5144

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *