SORULAN SORU

Çevremizdeki hadis ve sünneti inkâr eden insanlar var. Bunlara nasıl bir açıklama yapmalıyız?

CEVAP

Ahir zaman fitnelerin en büyüklerinden bir tanesi Rasulullah (sav) Efendimizin sünnetlerinin, hadislerinin inkâr ve terk edilmesi hususudur.

Aslında meselenin özü hadislerin sahih olup olmaması değil insanların tamamen Peygamber Efendimizin sünneti seniyeleriyle amel edip etmemeleriyle alakalıdır. İnsanlar Allah esirgesin gizli bir nifakın alameti olarak hadisleri, sünnetleri sorgular hale gelmişlerdir. 

İnsanların bu hale gelmesinin sebebi kişilerin dindeki hassasiyetleri değil dinimize olan yabancılaşmaları, bir bakıma yaşamama bahaneleridir.

Bu bir nifaktır. Kişilerde münafıklığın alameti, İslam’ın ana unsurlarını, ana hatlarını sorgulama cüretini kendinde görmesiyle başlar ki bu da münafıklığın en büyük alametlerinden bir tanesidir. Bu peygambersiz İslam projesinin bir ayağıdır.

Kur’an-ı Kerim asıl, Sünnet Usuldür. Usulsüz vusul olmaz.

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.lerinin buyurduğu üzere;

“Bugün insanların bozulması Peygamber nurunun azlığından değil, İnsanların Sünnet’e uymamasındandır.”

Günümüzde İslam düşmanlarının en önem verdikleri konu İslam’da reform adı altında Peygambersiz bir din oluşturmaktır. Bu amaçları doğrultusunda ülkemizdeki maşalarına sınırsız paralar aktararak sapık düşüncelerini her ortamda yayma fırsatı ellerine geçmektedir. Truva atı misali aramızda dolaşıp bizden gibi gözükerek ehlisünneti yıkmaya çalışmaktadırlar. Amaç Muhammedi bakış açısını, Muhammedi İslam anlayışını yıkmaktır.

Ehlisünnet İslam’ın omurgasıdır. Ehlisünnet Rasulullah (sav) ve ashabının yoludur. Ehlisünnet ana yoldur. Ana yolun zarar görmesi İslam medeniyeti için çok büyük bir tehlikedir, çok büyük bir kayıptır. Ceddimiz Osmanlı ehlisünnet için canını verdi. Sevilmesinin ve sevilmemesinin sebebi budur.

Cenab-ı Rahman olan Allahu Teâlâ Kalem suresi 5. ayeti kerimesinde Peygamber Efendimiz (sav) bahsederken  “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” [1] Buyurmaktadır. Allahu Teâlâ’nın övgüsüne mazhar olan Peygamber Efendimizi örnek alıp onun gibi bir insan olmak için çalışmanın ne gibi sakıncası olabilir?

Ayeti Kerimede Allahu Teâla;

Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[2] Buyurarak Peygamber  (sav) ve ashabı bu yolda nasıl gitmişse bizimde öyle gitmemizi, onlar nasıl iman ettiyse bizim de öyle iman etmemizi istiyor. İşte ehlisünnet budur.

Feto denen hain; Haşa “La ilahe illallah yeter, Muhammedun Rasulullah denmese de olur.“ diyordu. Şimdi başka birileri de çıkıp “ Bize Kuran yeter. Hadise sünnete alime gerek yoktur.” demekte. 

Reformcular, mealciler, hadis ve peygamber düşmanları en az feto kadar tehlikelidir ki doğrudan imanımıza musallat olmuşlardır. Adam Kur’an yeter diyor, bakıyoruz bir dünya kitap yazıyor. Dinimizi Rasulullah (sav) Hz.lerinden mi öğreneceğiz yoksa sizden mi?

Bu durumda olan insanlara ne anlatılabilir ki? Ne anlatacak olursak olalım nifak tohumu içine kaçmış bir insana bir fayda vermez. Rabbim hidayet eylesin. Bu insanlar sırf içinde ehlisünnet geçiyor diye sünnete karşı çıkıyorlar daha ne konuşulabilir ki?

Günümüzde din adamı yetiştiren kurumlarımıza çok büyük iş düşmekte ama ne yazık ki İlahiyat fakültelerimizde din adamı yetişeceğine bakıyoruz ki din tenkitçisi yetişmekte.

İşin özü bizim ölçümüz Kuran ve sünnettir. Kim bunun aksini iddia ederse dalalettedir.

Kur’an hakikatin harfe ve söze bürünmüş hali, 

Muhammed-ül Mustafa da ete kemiğe bürünmüş halidir.

 

Konuyla İlgili Benzer Sorular:

Hadislere sorgulamadan inanmak doğru mudur? Şuan dinimizde yanlış hadisler bulunmakta mı ve bazı hadislere inanmamak islamda kişi açısından bir yanlışlık teşkil eder mi?


 

 

 



[1] Kalem Suresi 5

[2] Bakara Suresi 137




Okunma Sayısı :2432

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *