SORULAN SORU

Bizler ve çevremizdeki tanıdıklarımız aileleriyle, çocuklarıyla, çalışanlarıyla devamlı sıkıntı yaşamaktayız. Bunun sebebi nedir?

CEVAP

İnsanın dünyaya geliş nedeni Allah’a kulluk etmektir. Ayeti kerimesinde Yüce Allah (cc)  “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” [1] Buyurmaktadır. Bizler Müslüman olarak Allah-u Telaya kulluk vazifemizi eksiksiz yerine getirip, emir ve yasaklarına uyar, ona itaatkâr bir kul olursak Rabbimizin yarattıkları da bize itaat eder. Allah’a (cc) itaat etmezsek Allah-u Teâlâ’nın yarattıkları da bize itaat etmez.

Bizler namazımızı hakkıyla kılmaz isek, zikrimizi, ibadet ve taatımızı yapmaz isek ne çocuğumuz bize itaat eder, ne hanımımız itaat eder, ne de toplumda bir değerimiz olur. Biz İslam’la değer kazanırız, bizler Rasulullah (sav) ile şeref kazanırız. Bunlar olmazsa değersiz bir taştan farkımız olmaz.

Kişi ilk önce tövbe istiğfar edip ibadetlerini, günlük derslerini eksiksiz yapıp Rabbine yönelmesi gerekir.

 Peygamber Efendimiz (sav);

“Kalpler Allah’ın iki parmağı arasındadır, onları dilediği şekilde evirip çevirir.” [2] Buyurmaktadır. Bu yönelişten sonra tabiri caizse kalpler Allah’ın (cc) elindedir. Bir anda dünya değişiverir, olumsuzlukların hepsi bir anda olumlu bir hale dönüşmüş olur.

Bu fani alemde yaşadığımız tüm sıkıntıların temelinde, bereketsizliğimizde, ruhi sıkıntılarımızda, eşlerimizin itaatsizliğinde, evlatlarımızın söz dinlememesinde Allah’a itaat etmemek yatmaktadır.

Geçmiş ümmetlerden bir Peygamber Efendimize diyor ki;

“Ya Rabbi! Bunlar senin iman etmiş kullarındır. Bunlar sana iman ediyor, ibadet ediyorlar bunlara dünyada sıkıntı veriyorsun, kâfir seni inkâr ediyor, onlara hiçbir sıkıntı yok. Onlara dünyalık veriyorsun.”

Allahu Teâlâ buyurdu ki;

“Onlar mümin kullarımdır. Ben onlara günahlarına karşılık sıkıntı veriyorum ki; benim huzuruma tertemiz gelsinler. Ama kâfirlere karşı diyorum ki hatalarını ahirette göstereceğim onlara. “ [3]

“Allah’ı, kitabı bilmez adamlar öyle güzel geçinip gidiyorlar, her işleri tıkırında” gibi bu ve benzeri sözler hemen hemen hepimiz aklından geçmiştir.

Hz. Peygamber (sav): “Allah bir kula dünyada isyanına rağmen sevdiği şeyi verdiğini gördüğün zaman (anla ki)  o sadece bir istidracdır.”buyurdu ve sonra şu ayeti kerimeyi okudu;[4]

Böylece ne zaman ki yapılan ihtarları unuttular, üzerlerine nimet ve zevkten her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlik ile tam ferahlandıkları sırada onları ansızın yakaladık. Artık o anda bütün ümitlerinden mahrum kaldılar. [5]

Böyle adamların Allah’la işi olmadığı için Allahu Teâlâ’nın da onlarla işi yoktur. Ayeti kerimesinde Yüce Rabbimiz;

"Allah'ı unutup da Allah'ın da kendisini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar, yoldan çıkan kimselerdir." [6]

Yani Allah’ın haklarını unuttular, O’nu gereği gibi takdir etmediler,  O’nun emir ve yasaklarına hakkıyla ve gereği gibi riayet etmediler. İşte bu sebeple de Allah onları kendi kendilerini unutanlar haline getirdi. Onlar artık kendilerine faydalı şeyleri işitmez, nefislerini kurtaracak işleri yapmaz oldular. [7]

Allah’ı unutmak, Allah’ın emir ve yasaklarını unutmak demektir. Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik çabaları unutmak demektir. Hayatında Allah’a fazla yer vermemek, hareketlerinde onun hoşnutluğunu gözetmemek, onu zikretmemek kısacası Allah’tan gafil olarak yaşamak, yarın Allah’a vereceği hesabı göz ardı etmek,  gaflet deryasında boğulmak demektir.

Yüce Allah Kur’an’da

“Onlar ki, boş ve yararsız şeylerle ilgilenmezler.” [8] Buyurmaktadır.

Allah kendisini sevenleri sever, düşmanlık edenlere düşmanlık eder, nefret edenlerden nefret eder, kendisini yok sayanı yok sayar.  Kendisini unutmuş kimseleri unutmuş görünür.

Yani, bütün hayatında Allah’ı değerlendirmeye almayan kimseleri Allah da değerlendirmeye almaz.

“Münafık erkeklerle münafık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendirler. Kötülüğü emrederler, iyiliği yasaklarlar ve ellerini kapatırlar (cimrilik yaparlar.) Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıkların taa kendileridir.” [9]

Bu soruya Cennet Mekan Abdullah Baba (ks) Hz.leri İbrahim Bin Ethem Hz.lerinin dilinden cevap veriyor.

Bu soruyu İbrahim Ethem Hazretlerine soruyorlar;

“Ey Allah’ın (cc) dostu, sen tacını tahtını Allah (cc) için feda ettin, derviş oldun, kutbu cihan oldun, bize dua et; paramız bereketsiz, evlatlarımız itaatsiz, hanımlarımız geçimsiz. Hiç huzurumuz yok. Her evde hastalık, zillet altında kaldık. Her tarafta harpler var. Bize dua et” diyorlar.

Bu hadise Küfe şehrinde oluyor. O mübarek, taht üzerine çıkıyor ve şöyle diyor;

“Ey İnsanlar! Sizler hep münafıksınız. Allah (cc) bir deyip şirk koşuyorsunuz. Allah’ın (cc) kudretini, yaratıcılığını, her şeyi işittiğini, her şeyi gördüğünü, her şeye kadir olduğunu, bütün kuvvet ve kudretin ona ait olduğunu söylüyorsunuz. ‘Şu olmasa bu olmazdı, şöyle yapmasak böyle olmazdı’ diyorsunuz. Ayet-el kürsüyü okuyorsunuz. Allah’ın (cc) izni olmadan, bir şeyin olmayacağını bildiğiniz halde, Allah’a (cc) şirk koşuyorsunuz.

Kur’an-ı Kerim kitabımız diyorsunuz, ne açıyor, ne okuyorsunuz, ne de amel ediyorsunuz.

Muhammed-ül Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberimiz diyorsunuz, Onun sünnetlerini işlemiyorsunuz, Ona tabi olmuyorsunuz.

Ölümü görüyorsunuz ibret almıyorsunuz. Ahirette mahşer var diyorsunuz kendi nefsinizi hesaba çekmiyorsunuz.

Onun için sizler münafıksınız, gelin hep beraber tövbe edelim.

Allah (cc) birdir, şeriki naziri yoktur. Vahit’tir. Ahed’dir. Samed’dir. Evvel Allah (cc), Ahir, Zahir, Batın, Rezzak, Semi, Basir’dir. Allah (cc) tekdir.

 Onun Kelamı Kur’an-ı Kerim’i okuyup onunla amel edersiniz inşallah!

Muhammed-ül Mustafa bizim Peygamberimiz deyip, Ona canlarınızı feda edersiniz inşallah!”

Bizlerin Rasulullah (sav) Efendimiz İslam’ı nasıl yaşadıysa öyle yaşamamız gerekir ki işte o zaman kurtuluşa erelim. Yüce Allah Kur’an’da;

“Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar;” [10] buyurmaktadır.

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri;

“Biz Rasulullah (sav) Efendimizin hiçbir Sünneti Seniyyesini boş geçmedik evladım hepsini yapmaya çalıştık. Hayatımızın her anına Peygamber Efendimizin hayatını rabt ettik. İlmimiz yoktu ummiydik ama Hazreti Peygamber Aleyhisselatüvesselam böyle yapmış dediler mi tüylerimiz diken diken olur, Ya Rasulullah (sav) senin yaptığın bizim başımızın tacıdır der hemen yapardık. Allah (cc) da bize bu Ali makamları lütfetti.” Buyurmuşlardır.

Rabbim bizleri de hakkıyla İslam’ı yaşayanlardan eylesin.

 

 



[1] Zariyat Suresi 56

[2] Müslim, Kader, 3

[3] Ebu Leys Semarkandi Tenbihu-l Gafilin 264

[4] Ahmet 4/145

[5] En’am Suresi 44

[6] Haşir Suresi 59/19

[7] Ruhul Beyan tefsiri 21/168

[8] Mü’minun Suresi 3

[9] Tevbe Suresi 67

[10] Bakara Suresi 137




Okunma Sayısı :2530

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *