Kaza namazlarımı hesaplayamıyorum. Ne kadar kıldım, ne kadar borcum var bilmiyorum. Bunun için ne yapmalıyım? Her gün 1 günlük kaza namazı kılıyorum, ama borcum ne zaman biter bilmiyorum. Bunu öğrenmenin bir yolu var mı?
Yöneltmiş olduğunuz sual, manevi bir yükümlülüğün pratik hayata nasıl uyarlanacağı ve bu yükümlülük karşısında nefsin engellerini aşma yöntemleri açısından tasavvufi ve fıkhi boyutları olan önemli bir konudur. Kılınmayan farz namazların telafisi (kaza), kişinin dini mükellefiyet yaşı olan akıl baliğ olduğu andan itibaren hesaplanması gereken bir borçtur.
Kaza namazı borcunun tam miktarını bilememek yaygın bir durumdur. Bu durumda kesin bir hesaplama yapmak zor olsa da, İslam âlimleri ve manevi rehberler bir ortalama (tahmini hesap) yoluyla bu borcun belirlenmesini uygun görmüşlerdir.
Mükellefiyetin Başlangıcı: Kaza namazı borcu, kişinin ergenlik çağına (akıl baliğ olma yaşına) girdiği andan itibaren başlar ve bu tarihten itibaren her gün için borç kaydedilir. Akil baliğ olma erkekler için ilk rüya görme ile başlar, kadınlar için ise ilk adet görme ile başlar. Bu süre, mevcut yaşınızdan ergenlik yaşınızı çıkararak hesaplanır (Örneğin, 24 yaşında olup 12 yaşında akıl baliğ olan birinin 12 yıllık kaza borcu bulunur.)
Akil baliğ (ergenlik) zamanınızı tam olarak hatırlamıyorsanız, İslam âlimlerinin bu gibi durumlar için belirlediği "ihtiyat" (tedbirli olma) yöntemini kullanmanız en doğrusu olacaktır. Bu yöntem, borçlu kalma riskini ortadan kaldırmak için ergenliğin teknik olarak başlayabileceği en erken yaşı baz almayı önerir.
İhtiyat Yöntemi:
Eğer ilk rüya görme (erkekler için) veya ilk adet görme (kadınlar için) tarihini kesinlikle hatırlamıyorsanız, âlimlerin tavsiyesi şudur:
Erkekler için: 12 yaşını doldurduğunuz tarihi baz almanız tavsiye edilir.
Kadınlar için: 9 yaşını doldurduğunuz tarihi baz almanız tavsiye edilir.
Neden bu yaşlar?
Erkeklerde ergenlik en erken 12, kızlarda en erken 9 yaşında başlayabilir. Başlangıç zamanını bilmediğiniz için en erken yaşı esas almak, "Acaba borcum kaldı mı?" şüphesini ortadan kaldırır. Fazladan kıldığınız namazlar nafile (sevap) yerine geçer, ancak eksik kalması sorumluluk doğurabilir.
Eğer fiziksel bir belirti (rüyalanma veya adet) hiç görülmese bile, İslam hukukuna (Hanefi mezhebine) göre 15 yaşını dolduran her birey "hükmen" ergen sayılır ve namaz o tarihten itibaren kesinlikle farz olur.
Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hazretleri, kaza namazlarının bir an önce kılınması hususunda titiz davranılmasını ve bu borçların hemen kaza edilmesini ikaz ve işaret buyururlardı.
Ancak telafi yöntemi belirlenirken, kişinin bu yükümlülüğü terk etmemesi için nefsin yapısı dikkate alınmalıdır. Fazla miktarda kaza namazı kılınması tavsiye edildiğinde, nefis zorlanır. Nefis zorlandığı zaman ise bu ibadeti komple terk eder. Bu nedenle, günlük rutini bozmayacak ve manevi disiplini sürdürecek bir yöntem tavsiye edilmiştir.
En uygun yöntem, günlük kılınan beş vakit namazın hemen ardından, o vaktin kazasını kılmaktır. Gün sonunda bir günlük kaza namazı kılınmış olur.
Bir adam, Resulullah’a (sav) gelerek:
“Ya Rasulullah! Üzerimde bir seneden (bir yıldan) fazla namaz borcu var, nasıl kaza edeyim?” diye sordu.
Rasulullah (sav):
“Kıldığın (farzların) üzerine kıl!” buyurdu."[1]
Namaz, bir mü’minin imandan sonra en önde gelen farzıdır ve mü’minin miracı ve ruhun kuvvetidir. Kaynaklarımız, namazı terk etmenin veya zayi etmenin büyük günah olduğunu şiddetle belirtir.
Hadis-i şerifler, namaz konusunda gevşeklik gösteren veya onu terk eden kimselerin ahiretteki durumunun vahametini vurgular.
Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm buyurur ki:
"Kim namazı terk ederse Allah-ü Teâlâ onu on beş yönden cezalandırır."[2]
Bu cezaların altısı dünyadadır ki bunlar şöyledir.
- Ömrünün bereketi azalır.
- Rızkın bereketi ondan kaldırılır.
- Duaları kabul olunmaz.
- Yüzündeki nur gider.
- Salih amellerini kabul edilmez.
- Mü’minlere yapılan dualara o kimse dahil edilmez.
Ölüm anında üç ceza vardır.
- Zilletle ölür. (Sanki dünyanın bütün demirleri, ağaçları ve taşları boynunda, iki omuzuna dayanmış gibi çok ağır bir halde ölür.
- Ansızın tövbe etmeden ölür.
- Ne kadar su içse de susuz olarak ölür.
Kabirdeki cezası
- Kabri onu sıkar ve kemikleri birbirine girer.
- Kabrinde kor ateş olur.
- Kabrine bir yılan girer ve ona her vakit namaz için azap eder.
Ahiretteki cezası
- Allah onu yüz üstü süründürür.
- Allah ona gazapla bakar ve yüzünün derileri dökülür.
- Hesabı şiddetli olur ve cehenneme gider. [3]
Bu nedenle, kaza namazlarını telafi etme çabası, sadece bir borç ödeme değil, aynı zamanda manevi durumu düzeltme, imanın alametini gösterme ve büyük bir azaptan kurtulma mücadelesidir.
Borcunuzu kesin olarak hesaplayamamanız, telafiye engel değildir. Uygulamanız gereken sürekli ve sürdürülebilir bir ibadet disiplini oluşturmaktır. Günde bir günlük kaza namazı kılma çabanız (veya günlük farzların arkasına ekleyeceğiniz kaza namazları) bu disiplini sağlar ve nefsinizin yılgınlık göstererek ibadeti tamamen terk etmesini engeller.
Bu yolda devam ettiğiniz sürece, Allah'ın rahmeti ve farz dışındaki namazlarınızın mahsup edilmesiyle inşallah borcunuz sona erecektir.
"Kıyamet günü, Müslüman kulun ilk hesaba çekileceği şey, farz namazdır. Eğer bunu tam kılmışsa, mesele yok. Aksi takdirde meleklere, 'Bakınız onun nafile namazları var mı?' denilir. Eğer nafilesi varsa, farz namazları nafilelerinden ikmal edilir. Sonra diğer farz ameller için de bunun gibi yapılır."[4]
Konuyla ilgili Benzer Sorular:
Sünnet namazlar yerine kaza namazı kılabilir miyiz?
Kaza Namazı Hakkında Bilgi Verir Misiniz?
[1] İmam Beyhaki'nin "es-Sünenü'l-Kübrâ" ve "Şuabü'l-İman" adlı eserlerinde, ayrıca Taberânî'nin "el-Mu'cemü'l-Kebîr"inde İbn Mes'ud (r.a.)'dan rivayetle
[2] İbn Hacer, Lisanü'l Mizan, 5/295-296
[3] Et-Tergîb ve't-Terhîb mine'l , el-Ğunye li-Tâlibî Tarîki'l-Hakk Azz ve Celle Abdülkâdir Geylânî Hz.leri
[4] Ebû Davud, es-Sünen, 1/200 (Salat, 145, No: 8(i4), Kahire, 1371/1952; Tirmizi el-Camiu's-sahih, 2/270 (Salat, 188, No: 413), Kahire, 1356/ 1937; Nesâî, es-Sünen, 1/232 (Salat, 9) Kahire 1312; İbn Mâce, es- Sünen, 1/458 (İkame, 202, No: 1425), Kahire, 1372/1952; Darimî, es- Sünen, 1/313, (Salat, 91) Mısır, 1349; Hâkim, el-Müstedrek, 1/394 (No: 966), Beyrut, 1411/1990.