İMSAKİYE KONYA
Miladi | Hicri
İMSAK
--
GÜNEŞ
--
ÖĞLE
--
İKİNDİ
--
AKŞAM
--
YATSI
--
İFTARA KALAN
--:--:--
AHH CENNET
Tarih:19.02.2026

İmam-ı Rabbani Hz.leri buyuruyor ki:

“Ashab-ı kiramı sevmek, onlara bağlı olmak, insanlar içinden beğenilmiş, süzülüp ayrılmış olan bu çok kıymetli tabakanın hayat tarzlarına imrenip onlar gibi olmaya özenmek, Allahü Teâlâ’nın en büyük nimetidir. Hadis-i şerifte, (Kişi sevdiği ile beraberdir) buyurulduğundan onları sevenler, onlar iledir. Cennette onların makamlarında, yakınlarındadır.”

Onları sevebilmek ise O övülmüş şahsiyetleri tanımak ile mümkündür. Tanımak ve onların yaşamlarını örnek almak duası ile buyurun 1400 yıl önce Mescid-i Nebevi’deyiz;

Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman bildiriyor:

 Resulullah (sav) sabah namazını kıldıktan sonra ashabına doğru dönerek: "İçinizden oruçlu olarak uyanan var mı?" diye sordu.

Hz. Ömer dedi ki:  "Ya Resulallah! Geceleyin kendi kendime niyet etmediğim için oruçsuz olarak sabahladım."

Hz. Ebu Bekr ise: "Ya Resulallah! Ben geceleyin kendi kendime niyet ettiğim için oruçlu olarak sabahladım" dedi.

Bunun üzerine Resulullah (sav):

 "İçinizden kimse bugün hasta ziyaretinde bulundu mu?" diye sordu.

Hz. Ömer dedi ki:

"Ya Resulallah! Daha henüz namaz kıldık ve yanınızdan ayrılmadık, hasta ziyaretinde nasıl bulunabiliriz ki?"

 Bunun üzerine Hz. Ebu Bekr:

"Kardeşim Abdurrahman b. Avf'ın hasta olduğunu işittim. Ben de mescide gelirken yolumu değiştirerek durumunu kontrol etmek için ona uğradım" dedi.

Bunun üzerine Resulullah (sav): "İçinizden kimse bugün yoksul yedirdi mi?" diye sorunca Hz. Ömer:

"Ya Resulallah! Namazımızı yeni kıldık ve hala buradayız" karşılığını verdi.

Hz.Ebu Bekr ise: "Mesicide girdiğimde bir de ne göreyim bir dilenci dileniyor. Baktım ki oğlum Abdurrahman'ın elinde bir arpa ekmeği parçası var, ben de alıp bunu o fakire verdim" deyince Resulullah (sav):

"Sana cennet kutlu olsun" buyurdu. Başka bir rivayette ise:

“Yüce Allah'a yemin ederim ki, bunları bir günde bir araya toplayan mümin, bu yaptıkları sebebiyle mutlaka cennete girer." buyurdu.

 Hz. Ömer ise: "Ahh cennet!" deyince Resulullah (sav) Ömer'e hoşlandığı şu sözleri söyledi:

"Yüce Allah Ömer'e şefkat ve merhamet eylesin, kendisinin yapmayı düşündüğü her iyilikte Ebu Bekr onu geçiyor. "

Hayırda yarışmak ve acele etmek, kâmil ve makbûl bir mü’min olmanın alâmetlerindendir. Aşkeri Pirimiz Mevlana Hz.leri ne güzel buyurur:

“İbâdetlerin kabul ediliş alâmetleri, o ibâdetlerden sonra başka ibâdetlere girişmek, birbiri ardınca hayırlara koştukça koşmaktır.”

Unutmayalım ki mü’min, hayır işlemeye doymaz ve bir hayrın şerefi de, geciktirilmeden, hemen yapılmasındadır.

Bu rivayette geçen sahabeler ve olay, İslam kaynaklarında Hz. Ebû Bekir’in faziletini anlatan meşhur bir hadis-i şerife dayanır. 

Sizlerle paylaştığımız hadisde ana mesaj şudur: Bir mümin aynı gün içinde oruç, hasta ziyareti ve sadaka gibi amelleri bir araya getirirse büyük bir müjdeye nail olur. Küçük gibi görünen iyilikler birleştiğinde büyük bir manevi değer kazanır.

Bu rivayet, özellikle Hz. Ebu Bekir’in ihlasını ve hayırdaki öncülüğünü vurgulayan en güçlü örneklerden biri olarak kabul edilir.

Bu rivayeti içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı ile ilişkilendirdiğimizde mesaj çok daha derin ve pratik bir anlam kazanır.

Ramazan zaten oruç ayıdır. Yani bu amellerden biri zaten Ramazan’da her mümine açıktır. Geriye kalan üç hayır ise Ramazan’ın ruhunu tamamlayan amellerdir.

Ramazan ayı infak ayıdır. Fitre (fıtır sadakası), zekât ve iftar sofraları ile Ramazan’da sadakanın sevabı katlanır. Ramazan sadece aç kalmak değil; kalbi yumuşatma ayıdır. Hasta ziyareti, kulun merhametini artırır. Bu da orucun ruhuna uygundur.  Bir cenazeye katılmak ya da taziye ile ilgilenmek,  oruçlu bir kimseye iftar vermek, emrinde çalışanlara kolaylık göste­rmek, öfkeyi yutmak, komşu ile akraba ile ilişkileri kuvvetlendirmek, selamı yaymak, daha çok tebessüm etmek, kavgadan gürültüden uzak durmak buna sebep olacak davranışlardan sakınmak, anne babamıza eşimize evlatlarımıza muhabbet ile ilgimizi arttırmak, yoksulu, yolda kalmışı özellikle yetimleri görmek gözetmek, gözü Allah’ı hatırlatmaktan alıkoyacak, şer’an bakılması yasak veya mezmum olan şeylerden men etmek, dilini de dedikodu, yalan ve kötü sözlerden korumak, bunun aksine zikir,  tesbihat ve Kuran kıraati ile meşgul olmak, kulağını da yalan dolan ve gıybet dinlemekten alıkoymak, buna faydasız kitapları okumak, zararlı müzikleri dinlemek de ilave edilebilir, zira bugün dinlenilen müziklerin bir kısmı fuhşiyat, inkar ve ahlaksızlığı özendirmektedir.

İftarı erken, sahuru geç yapmak, iftar ettiği gıdaların temiz ve tayyip olmasına dikkat etmek ayrıca bu yemekleri ihtiyaç kadar yemek, her gecemizi Kadir gecesi gibi yaşamak,  beş vakit namazı tadil-i erkâna riayet etmek suretiyle cemiyet ve cemaat hâlinde eda etmek, teheccüd namazını ihmal etmemek,  seher vakit­lerinde istiğfar fırsatını yok yere kaçırmamak gibi amelleri bilinçli şekilde bir araya getirmek, hadiste bildirilen büyük müjdeye vesile olabilir ümidini taşıyoruz.

İmam Rabbani bu konuda şöyle der:

 “Ramazan ayı bütün hayır ve bereketleri kendinde toplamıştır. Sene içerisinde mümine ulaşan her hayır, kadri yüce Ramazan ayının bereket deryasından bir damladır. Bu ayda hayır ve salih amellere muvaffak olan kimse sene boyunca bu muvaffakiyeti devam ettirebilir. Bu ay kalp dağınıklığıyla geçerse bütün sene boyunca kalp dağınıklığı sürer.  Ramazan ayının hakkını veren ve onu razı eden kimseye ne mutlu! Ramazan ayını küstüren ve kızdıran kimseye de yazıklar olsun. O kimse, muazzam bereketlerden ve hayırlardan mahrum kalmıştır.” (Mektubat, c. I, 4.mektup)

Ömer bin Hattab’ın “Ahh cennet!” diye hayıflanması, Ramazan’da bizim de hissetmemiz gereken duygudur. Günlerin sayılı ihsan ve ikramın çok olduğu bu ayda daha fazla hayır yapmalıyız ancak Hz. Ebu Bekir’in sırrının çokluk değil, süreklilik ve samimiyet olduğunu da unutmamalıyız.

Yüce Mevla’mız buyurur ki;

 Onlar, yaptıkları her iyiliği ve işledikleri her ameli, kalpleri her an Rablerine dönüyor olmanın haşyetiyle ürpererek yaparlar. (Mü’minûn /60)

 İşte onlardır hayırlı işlerde koşuşarak yarışanlar ve onlardır bu işlerde hep önde gidenler! (Mü’minûn /61)

Her türlü hayırlı işleri, kalpleri Allah’a dönmenin heyecanıyla çarparak yaparlar. Çünkü verilen her nefesin son nefes, kılınan namazın son namaz, verilen sadakanın son sadaka, tutulan orucun son oruç, gösterilen tebessümün son tebessüm ve yapılan bir zikrin son zikir olma ihtimali devamlı vardır. Onlar hayatlarını böyle bir ölüm şuuru, Rabbe dönme heyecanı, korkusu ve iştiyakı içinde geçirirler. Böyle olunca da her türlü hayır işinde koşuşarak yarışır ve  hep en önde olmak için gayret gösterirler.

Hz. Âişe (ra) der ki:

Resûlullah (sav)’e, “Onlar, yaptıkları her iyiliği ve işledikleri her ameli, kalpleri her an Rablerine dönüyor olmanın haşyetiyle ürpererek yaparlar”  âyeti hakkında

“Acaba bunlar içki içip, hırsızlık eden kimseler midir?” diye sor­dum. Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:

“Hayır, ey Sıddîk’ın kızı! Bunlar oruç tutan, na­maz kılan ve sadaka veren, bununla birlikte kendilerinden kabul olun­mayacak diye korkan ve hayırlarda ellerini çabuk tutan kimselerdir.” (Tirmizî, Tefsir 23/4)

Hasan Basrî (ra) der ki:

“Biz öyle kimselere yetiştik ki; sizin işlemiş ol­duğunuz günahlar dolayısıyla azaba uğrayacağınızdan korktuğunuzdan da­ha fazla, yaptıkları iyiliklerinin kabul edilmeyerek yüzlerine geri çarpılacağın­dan korkuyorlardı.” (Kurtubî, el-Câmi‘, XII, 132)

Rabbim şu mübarek ayda ve her daim hak yolda yarışan, gönülleri ak pak olan samimi kullarından eylesin.

Selam ve dua ile

Günün Ayeti

"İşte onlardır hayırlı işlerde koşuşarak yarışanlar ve onlardır bu işlerde hep önde gidenler!"

📚 Mü'minûn Suresi, 61. Ayet

Günün Hadisi

Hz. Âişe (ra) anlatıyor: Resûlullah (sav)'e, "Onlar, yaptıkları her iyiliği ve işledikleri her ameli, kalpleri her an Rablerine dönüyor olmanın haşyetiyle ürpererek yaparlar" âyeti hakkında "Acaba bunlar içki içip, hırsızlık eden kimseler midir?" diye sordum. Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Hayır, ey Sıddîk'ın kızı! Bunlar oruç tutan, namaz kılan ve sadaka veren, bununla birlikte kendilerinden kabul olunmayacak diye korkan ve hayırlarda ellerini çabuk tutan kimselerdir."

📚 Tirmizî, Tefsir, 23/4; İbn Mâce, Zühd, 19

Günün Sözü

CÜNEYD-İ BAĞDÂDÎ'den:

"Hayır işlemek, müminin sermayesidir. Bu sermayeyi işletmeyen, iflas eder."

📚Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, s. 168

Mesneviden

"İbâdetlerin kabul ediliş alâmetleri, o ibâdetlerden sonra başka ibâdetlere girişmek, birbiri ardınca hayırlara koştukça koşmaktır."

📚 Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh, (Çev. Ahmed Avni Konuk), 2. Baskı, İstanbul 2001, s. 156

Günün Duası

"Allahümme innî es'elüke fi'le'l-hayrâti ve terke'l-münkerâti ve hubbel-mesâkîn."

 "Allah'ım! Hayırları işlemeyi, kötülükleri terk etmeyi ve yoksulları sevmeyi senden niyaz ederim."

📚Tirmizî, Da'avât, 22; İbn Mâce, Duâ, 2

Günün Videosu
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Veri Politikamızı / Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.