İMSAKİYE KONYA
Miladi | Hicri
İMSAK
--
GÜNEŞ
--
ÖĞLE
--
İKİNDİ
--
AKŞAM
--
YATSI
--
İFTARA KALAN
--:--:--
BENDEN HATA, SENDEN ATÂ' YA RABBİ!
Tarih:19.02.2026

Cihan denen bu sarayın manevi sultanlarından evliyanın büyüklerinden olan Habib-i Acemi (ra) Hz.leri Hasan-ı Basri (ra) Hz.leri'nin müridi ve Dâvud-u Tai (ra) Hz.leri'nin şeyhidir.. Aslen İranlı olan Habib-i Acemi Hz.leri hicri birinci ve ikinci asırda Basra'da yaşamıştır. Künyesi; "Ebu Muhammed"dir.

Habib-i Acemi(ra) Hz.leri önceleri çok zengindi. İhyiyaç duyanlara faizle para verirdi. Bir gün hanımı önüne yemek koydu, tam yiyeceği sırada kapıya bir derviş geldi: "Allah rızası için bir sadaka." dedi. Habib-i Acemi (ra) dervişin yüzüne kapıyı çarptı. Derviş mahzun olarak gitti. Habib-i Acemi(ra) sofraya geldiğinde yemeğin kan haline geldiğini gördü. O anda kalbinde bir değişiklik duydu, yerinde duramadı. Bir Cuma günü Hasan-ı Basri (ra) Hz.lerinin evinin yolunu tuttu.

Hasan-ı Basri (ra) Hz.leri'nin evine giderken oyun oynayan çocuklar Habib-i Acemi Hz.lerini görünce, o güne kadar yapmadıkları bir şey yaptılar: "Kaçın kaçın! “Faiz yiyen Habib” geliyor. Ayağından kalkan toz bize gelir de, biz de onun gibi oluruz." dediler. Habib-i Acemi Hz.leri bu sözleri duyunca çok müteessir oldu.

Hasan-ı Basri Hz.leri'nin meclisine gelip elini öptü. Allah-ü Teâla’nın sonsuz lütfü ve ihsanı ile tövbe-i nasuh eyledi ve O mübareğin irfan mektebinde manevi talebe oldu. Önceki yaptıklarına çok pişman oldu. Allah Teala’ya şöyle münacatta bulundu;

 "Ya Rabbi! Ben çok günahkârım fakat senin mağfiretin kudretin sonsuzdur. Sen öyle büyüksün ki, dilediğini yaparsın, benim dermanım ancak sendedir. Ben ancak sana sığınırım. Ya Rabbi! Fermanına boyun eğdim ve sana teslim oldum, beni affet."

Tövbesinin ardından evine dönerken kendisine borcu olanlar alacağını ister diye kaçmak istediler. "Kaçmayın! Bugün benim sizden kaçmam lazımdır." buyurdu. Yolda oynayan çocuklar bu defa birbirlerine: "Kaçın kaçın! “Tövbekâr Habib” geliyor üzerine bizden toz bulaşmasın, bulaşırsa Cenabı Hakk Celle Celaluhü hazretlerine asi oluruz." dediler.

Çocukların bu sözlerinden çok duygulandı, yüreği sızladı ve: "Ya Rabbi! Bir tövbemle ismimi iyilerden eyledin." diye şükretti.

Habib-i Acemi Hz.leri her tarafa tellallar çıkararak: "Her kimin Habib'e borcu varsa, bundan vazgeçti. Aldığı faizleri de geri dağıtacaktır." diye ilan ettirdi. Servetinin hepsini fakirlere dağıttı.

Günün birinde bir kimse geldi. Dağıtacak malı kalmadığından, üzerindeki gömleğini gelen kimseye verdi. Nihayet tasavvuf deryasından sonsuzluk incileri devşiren büyük veli, arifler katarının baş tacı Hasan-ı Basri Hazretleri'nin huzuruna can attı. O eşi bulunmaz mana erinin mübarek ellerini tuttu, dudaklarına götürdü. O cennetten gül toplayan elleri öptü. "Ey din yolunda kendisine uyulan İmam! Artık kötülüklere veda ediyorum, bana Himmet ediniz." dedi. Hasan-ı Basri Hazretleri içinde denizlerin kaynaştığı ateşli gözlerle öyle bir baktı ki, Habib-i Acemi Hazretleri kendini sonsuzluğa uzanan bir yolda buldu ve önünde yepyeni bir hayat belirdi.  Tarikat telkininini bu vesile ile Hasan-ı Basri Hazretleri'nden aldı. Tasavvuf yolunda ilerledi. Devamlı olarak Hasan-ı Basri Hazretleri'nin sohbetlerine devam etti.  Hasan-ı Basri Hazretleri'nin sözleri kalbine öyle tesir ederdi ki, kendinden geçmiş olarak dinlerdi.

Daha sonra Fırat Nehri'nin kenarında bir kulübe yapıp orada ibadetle meşgul oldu.Geceleri de ibadet ederdi ve tasavvuf yolunun sultanı oldu. Bundan sonra mana vadilerinde öyle süratle at koşturdu ki, gönüller fatihi oldu. Ona kimsecikler yetişemedi. Tamamıyla muhabbet denizine gark oldu. Yüce Allah’a şöyle münacatta bulundu: "Ey ezel mumunun fitilini yakan, ebedi bezmi aydınlatan Allah'ım. Dertliyim, inlerim, hacetim var, medet eyle Ya Rabbi! Seninle barıştım. Beni bir günde taat ehli kıldın. Ya Rabbi! Çok hatalı işlerim oldu. Ben günahkâr bir kulum, suçumu bağışla. Benden hata, senden atâ' Ya Rabbi! Sen dilersen af edersin. Sen öyle büyüksün ki, kudretin sonsuzdur. Benim dermanım ancak seninledir. İltica makamım ancak sensin Ya Rabbi! Fermanına işte boyun eğdim ve sana teslim oldum. Huzuruna günahsız bîr kul eyle Ya Rabbi!"

Habib-i Acemi Kur'an-ı kerim okumaktan tarifsiz bir tad alır ve Arapçayı iyi bilenlerin bile vakıf olamadığı sırları kavrardı. Hasan-i Basri Hz.leri: "Evet o acemdir (İranlıdır) ve Arapçası acemicedir. Ama unutmayın adı gibidir. Habib'dir (sevgilidir)" derdi.

Bir dervişi anlatıyor: "Habib-i Acemi Hz.lerinin ümmiliğine rağmen mertebesinden hayret ettim. Bir gün bunu düşünürken bir nida duydum. "Ümmidir amma, habibdir.”

Habib-i Acemi Hz.leri Tasavvuf yolunda kılavuzluk yaparak nasibini almak isteyen nice âşık kulları Hakk'a vasıl ettirdi. Nihayet mana yolunun yüce önderi Habib-i Acemi Hz.leri, şu fani âlemdeki çileli günlerini tamamladı. Hicret-i Nebeviyye'nin 120 senesinde vefat etti.

Yüce Allah şefaatlerinden, al-i himmet, nazar ve muhabbetlerinden feyiz ve bereketlerinden bizi ayırıp mahrum etmesin.

Habib-i Acemi Hz.lerinin hayatındaki  büyük dönüşüm, samimi bir tövbenin Allah katında ne kadar hızlı ve bereketli bir şekilde kabul gördüğünün en güzel örneklerinden biridir. Onun kıssası, Kuran-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde müjdelenen ilahi affın ve rahmetin adeta somut bir tecellisidir.

Allah'ın en çok sevdiği ve kabul ettiği tövbe şekli "Tevbe-i Nasuh" yani "saf, samimi, içten ve bozulmamış" tövbedir. Bu tövbenin karşılığı ise tarifsiz bir mükâfattır. Bu, Habib-i Acemi Hz.lerinin yaptığı tövbenin ta kendisidir.

 "Ey iman edenler! İçten ve samimi bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi içinde ırmaklar akan cennetlere yerleştirir..."(Tahrim/8)

Tövbe eden kul, Allah'ın sevgisine mazhar olur. Bu sevgi, kulun dünya ve ahiretteki en büyük kazancıdır. Habib-i Acemi Hz.lerinin bir günde "faiz yiyen"den "tövbekar Habib"e dönüşmesi, bu ilahi sevginin eseridir.

"Şüphesiz Allah, çokça tövbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever." (Bakara/222)

Tövbesinin hemen ardından evine dönerken aynı çocukların bu sefer "Tövbekar Habib" diyerek ona hürmet göstermesi ve üzerine toz konmasından çekinmeleri, Allah'ın bir kuluna verdiği manevi itibarın ne kadar çabuk tecelli edebileceğini gösteren nefis bir örnektir

"Ancak tövbe eden, inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların günahlarını iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Furkan/70) Allah'ın rahmeti o kadar büyüktür ki, sadece günahları affetmekle kalmaz, aynı zamanda o günahları sevaba dönüştürür. Bu, tövbe eden kul için sonsuz bir lütuftur. Habib-i Acemi Hz.lerinin geçmişteki faizciliğinin yerini ilim ve irşad faaliyetlerinin alması, bu ayetin somut bir yorumu gibidir.

Arapça bilgisi başlangıçta kusurlu olmasına rağmen, Kur'an-ı Kerim'den aldığı manevi tat ve keşfettiği sırlar, onun velayetinin büyüklüğüne işarettir. Zamanla Arapça dersleri verecek ve hadis âlimleri arasında parmakla gösterilecek kadar yükselmiştir. Bu, "Kim bizim için amel ederse, Allah onu âlim kılar" sırrının bir tecellisidir.

Hasan-ı Basri Hz.lerinin onun hakkında söylediği; "Evet o acemdir ve Arapçası acemicedir. Ama unutmayın adı gibidir. Habib'dir (sevgilidir)" sözü, onun Allah katındaki makamını ve samimiyetinin önemini vurgular. Çünkü tasavvufta esas olan, dilin düzgünlüğünden ziyade kalbin Allah'a olan muhabbeti ve samimiyetidir.

Peygamber Efendimiz (sav) de ümmetine tövbe kapısının her zaman açık olduğunu ve Allah'ın rahmetinin sınır tanımadığını müjdelemiştir.

"Allah Teâlâ, kulunun tövbesine, sizden birinizin çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden daha çok sevinir." (Buhari, Müslim) Bu hadis, ilahi affın ne kadar büyük bir şevk ve rahmetle gerçekleştiğini anlatan en güzel benzetmelerden biridir.

Samimi bir tövbe, kişinin günah defterini tertemiz yapar. Habib-i Acemi Hzlerinin tövbesinin ardından tüm servetini, faizle verdiği paraları ve aldığı faizleri sahiplerine iade ederek veya fakirlere dağıtarak tasadduk etmesi, samimiyetinin en büyük göstergesidir.

Tövbe için sadece lafla istiğfar etmek yetmez. Asıl olan, kalbin derinliklerinde hissedilen pişmanlıktır. Bu pişmanlık, kişiyi bir daha o günaha dönmemeye sevk eder. Habib-i Acemi Hazretleri'nin yemeğin kana dönüşmesiyle duyduğu o tarifsiz pişmanlık, tövbesinin temelini oluşturmuştur. Resulullah (sav )şöyle buyurmuştur "Günahtan pişmanlık duymak, tövbedir." (İbn Hanbel)  "Tövbe, bir daha dönmemek üzere günahı terk etmektir." (İbn Hanbel)

Hiçbir günah, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyi gerektirecek kadar büyük değildir. Habib-i Acemi Hz.lerinin faiz gibi büyük bir günahtan temizlenip evliyaullah arasına girmesi, bu hakikatin en büyük delilidir. "Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allah-ü Teâlâ, tevbenizi kabul eder." (İbni Mace)

Metinde geçen içli dualar Habib-i Acemi Hzlerinin Allah'a olan derin bağlılığını, acziyetini ve O'na olan sarsılmaz ümidini gösterir. Özellikle; "Benden hata, senden ata" ve "Beni bir günde taat ehli kıldın" sözleri, ilahi affın ve hidayetin büyüklüğünü ne güzel ifade eder.

Habib-i Acemi Hazretleri'nin kıssası, İslam'ın tövbe anlayışını mükemmel bir şekilde özetler; Allah'ın rahmeti ve mağfireti sonsuzdur. Samimi bir pişmanlık bir daha dönmeme azmi ve varsa kul haklarını ödeme gayreti ile yapılan bir tövbe, Allah katında o kadar makbuldür ki, kişiyi sadece affettirmekle kalmaz, aynı zamanda onu "Allah'ın sevgilisi"  mertebesine yükseltebilir. O, "günahkâr" geçmişine rağmen "Habib" (Sevgili) olmayı başarmış bir kimsedir. Onun hayatı, "Allah'ın rahmetinden asla ümit kesmeyin" (Zümer/53) ayetinin canlı bir tefsiridir.

Öyle ise karşılayacağımız Kadir gecesinde biz de Rabbimize şöyle yakaralım;

"Allahümme inneke afüvvün tühıbbü'l-afve fa'fu annî"  Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Bizi de affeyle…

Biz günah işleyerek bize yakışmayanı yaptık. Sen sana yakışanı yap ve bizi af ve mağfiret eyle…

SELAM VE DUA İLE

Günün Ayeti

"De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir."

📚Zümer Suresi, 53. Ayet

Günün Hadisi

"Bütün âdemoğulları çokça günah işler. Ancak günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir." 

📚Tirmizî, Kıyâmet, 49; İbn Mâce, Zühd, 30

Günün Sözü

Ebu'l Hasan Harakânî (k.s.) Hazretleri buyurur: 

"Kul ile Allah arasında perde yoktur. Perde, kulun kendi günahıdır. Tövbe ile o perde kalkar."

Mesneviden

"Hata ve günahlarını pişmanlık ateşiyle yak! Çünkü tövbe eden, günahından arınır." 

📚 Fîhi Mâ Fîh

Günün Duası

"Rabbiğfir lî ve tüb aleyye inneke ente't-Tevvâbü'r-Rahîm."

Anlamı: 

"Rabbim! Beni bağışla ve tövbemi kabul buyur. Şüphesiz tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sensin."

📚 Tirmizî, Salât, 318

Günün Videosu
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Veri Politikamızı / Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.