İMSAKİYE KONYA
Miladi | Hicri
İMSAK
--
GÜNEŞ
--
ÖĞLE
--
İKİNDİ
--
AKŞAM
--
YATSI
--
İFTARA KALAN
--:--:--
GEVŞEMEYİN ÜZÜLMEYİN; İNANIYORSANIZ ÜSTÜNSÜNÜZ
Tarih:19.02.2026

İslamî bakış açısına göre “Allah’ın gazap ettikleri” ifadesi genelde hakikati bilip bile isteye inkâr eden, zulmeden ve haksızlıkta ısrar eden kimseler için kullanılır.

Asr-ı saâdetten nakledeceğimiz şu hâdise Allâh’ın gadab ettiği kimselere karşı sahip olunması gereken kalbî kıvâmın en güzel misallerindendir:

Müşrikler, Hudeybiye Sulh Anlaşması’nı, iki sene sonra, müslümanlara karşı işledikleri büyük bir katliâm ile bozmuşlardı. Üstelik Allah Rasûlü’nün yeniden yaptığı sulh tekliflerini de dikkate almadılar. Daha sonra ise büyük bir korkuya kapılarak liderleri olan Ebû Süfyân’ı Medîne-i Münevvere’ye gönderdiler.

Medîne’de hiç kimse Ebû Süfyân’a yüz vermedi. Peygamber Efendimiz’in zevcesi Ümmü Habîbe vâlidemiz, Ebû Süfyân’ın kızı olduğu hâlde, evine kadar gelen babasının oturmak istediği minderi altından çekip aldı. Ebû Süfyan hayretle:

“–Kızım, minderi mi bana, beni mi mindere lâyık görmedin?” diye sordu.

Ümmü Habîbe vâlidemiz:

“–Bu minder, Rasûlullah(sav)’e âittir. Sen necis bir müşrik olduğun için, ona oturmaya aslâ lâyık değilsin!” cevâbını verdi.

Ebû Süfyân işittiği bu cümleler karşısında âdeta dondu kaldı:

“–Kızım, sen bizden ayrılalı bir acâyip olmuşsun!” dedi.

Ümmü Habîbe vâlidemiz:

“–Hayır, Allah beni İslâm ile şereflendirdi.” diyerek îman muhabbetinin her şeyin üzerinde olan ulvî değerini ifâde etti. (İbn-i Hişâm, IV, 12-13)

İman şerefi, bütün fânî asabiyetlerin üstündedir. Babası bile olsa Allah için buğz edilmesi gereken kişiye buğz edebilmek, ancak îman asâletindendir.

"Allah'a ve âhiret günü­ne iman eden bir topluluğun -babaları, oğulları, kardeşleri yahut diğer akra­baları da olsa- Allah'a ve Peygamberine düşmanlık eden kimselere sevgiyle bağlandıklarını göremezsin. İşte Allah bunların kalplerine iman nakşetmiş ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları -orada ebedî kalmak üze­re- altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan ra­zı olmuştur, onlar da Ondan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'tan yanadır­lar; iyi bilinmeli ki kurtuluşa erecek olanlar da Allah'tan yana olanlardır!" (Mücadele Suresi/22)

Allah’a ve Rasûlü’ne karşı çıkanlar, düşmanlık yapanlar mutlaka ezilecekler, alçalacaklar ve mağlup edileceklerdir. Buna mukâbil Allah ve peygamberleri, aynı şekilde o peygamberlerin yolundan gidenler hep galip geleceklerdir. Allah Teâlâ’nın ezeli yazgısı böyledir. ( Sâffât 37/171-173) Ancak kader planında yazılmış olan bu ilâhî hükmün beşer planında gerçekleşmesi için mü’minlere bir kısım vazife ve sorumluluklar terettüp eder. Onların, “Allah’ın taraftarı” olmayı hak edecek iman-ı kâmil, amel-i sâlih ve ahlâk-i hamide sahibi olmaları gerekir. Bunun için de imanlarına aykırı olan her türlü dostluk, muhabbet, hal ve hareketlerden uzak durmalıdırlar. Bunların başında ise Allah ve Rasûlü’ne karşı çıkanları sevmemek ve dost edinmemek gelir. Bu kimseler ana-baba, evlat, kardeş ve akraba gibi kişinin en yakınları bile olsa hüküm aynıdır. Onlarla da, Allah ve Rasûlü’ne düşmanlıktan vazgeçinceye kadar muhabbet ve dostluk münâsebetleri askıya alınacaktır. Onlarla bu durumda dostluk yapmak küfre rızâ göstermektir. Çünkü Allah ve Rasûlü’ne düşmanlık etmek, küfrün en şiddetlisidir. Küfre muhabbet ise iman ile bir arada bulunmaz.

Zünnûn-ı Mısrî (k.s.) şu izahı yapar:

“Allah Teâlâ kendi düşmanlarını sevmeyi men ediyorsa, bu O’nun kıskançlığından değildir. Bu men edişin asıl sebebi; sevdiklerini, âsî düşmanlarından ayrı tutmaktır. Düşmanlara gelmesi muhtemel felâketin dostlarına sıçramasını istememesidir.”

Muhabbet ve nefret duyguları, Allah için olmaz ise, buğz edilmesi gerekene muhabbet beslenip muhabbet duyulması gerekene de bîgâne kalınırsa, bu bir mânevî felâket olur. Bu sebeple muhabbeti lâyıkına, husûmeti müstehakkına tevcih etmek şarttır.

. Âyet-i kerîmede:

“Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!” (Tevbe/ 119) buyrulur.

Çünkü sâlihlerden dâimâ feyz, rûhâniyet ve pozitif enerji sirâyet eder. Bunun zıddına, din düşmanlarına ve fâsıklara muhabbet ise, felâket getirir. Bu itibarla yine âyet-i kerîmede:

“…Zâlimler topluluğu ile oturma.” (En’am/ 68) buyrulur.

Hak dostları; zâlim, fâsık ve kâfirlerin hayat tarzlarına meyletmek bir yana, onların iyiliğine bile muhâtap olmaktan sakınmışlardır.

Müslümanların gayri müslimlerle olan münâsebetlerinde, hangi durumda nasıl bir ilişki içinde olmaları gerektiği hususunda İslâm’ın hükümlerini belirleyebilmek için bu konuyu ilgilendiren her bir ayeti diğerlerinden bağımsız olarak ele almak yerine, konuyu ilgilendiren tüm âyet ve hadisleri birlikte değerlendirip çıkarılacak sonuçlara bakmak gerekir. Dolayısıyla bu âyeti izah ederken Âl-i İmrân /28, Tevbe /23-24, Lokmân /14-15, Mümtehene /7-9 gibi âyet-i kerîmeler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Allah ve Rasûlü’nün safında yer alıp onun dâvasını sahiplenecek ve Allah ve Peygamber’e düşmanlık edenlerle sonuna kadar cihad edecek gerçek mü’minlerin özellikleri şöyle hülâsa edilir:

 Allah Teâlâ onların kalplerine imanı nakşetmiştir. İman sadece dillerinde değil, kalplerine iyice yerleşmiştir.

 Tarafından onları bir ruh ile desteklemektedir. Onları, kalplerine hayat veren ilâhî bir irfan nûruyla kuvvetlendirmiştir. İlim ve hidâyet lütfetmiştir. Bu sebeple Allah’ı hiç unutmazlar. Âhiret yolunu görür, işin neticesinin nereye varacağını bilir, sevilecek ve sevilmeyecek kimseleri çok iyi tanırlar. Allah ve Rasûlü’ne itaat eder ve Allah yolunda her türlü fedakârlığa katlanırlar.

 Böyle yaptıkları için Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecek ve orada ebedi kalacaklardır. Bunun ötesinde rızâ makamına yükselecekler; Allah onlardan, onlar da Allah’tan razı olacaklardır.

Onlar için en büyük şeref ise Allah’ın taraftarı olmalarıdır. O ebedî ve büyük kurtuluşa da ancak Allah’ın taraftarları ereceklerdir.

Biiznillah

Günün Ayeti

"Andolsun ki, peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz verilmiştir: Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır. Bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."

📚 Sâffât Suresi, 171-173. Ayetler

Günün Hadisi

"Ümmetim arasında en çok korktuğum şey, Allah'tan başkası için sevmek ve Allah'tan başkası için buğzetmektir."

📚 İbn Mâce, Fiten, 23; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 1/87

Günün Sözü

SEHL B. ABDULLAH et-TÜSTERÎ (k.s.):

"Kulun kalbi, Allah için sevgi ve Allah için buğuz ile dolmadıkça, imanı tamam olmaz."

📚 Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, s. 198

Mesneviden

"Eğer Allah'ın sevgisini istiyorsan, O'nun düşmanlarına düşman ol. O'nun dostlarına dost ol. Böyle yap ki, O'nun katında makbul olasın."

📚 Dîvân-ı Kebîr, (Haz. Abdülbaki Gölpınarlı), 5. Cilt, s. 327

Günün Duası

"Allahümme innî es'elüke hübbe ke ve hübbe men yuhibbüke vel'amelelletî yübelliğunî hübbe ke. Allahümmec'al hübke ehabbe ileyye min nefsî ve ehlî ve mine'l-mâi'l-bârid."

Anlamı: "Allah'ım! Senden senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine ulaştıracak ameli niyaz ederim. Allah'ım! Senin sevgini bana, nefsimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevimli kıl.

📚"Tirmizî, Da'avât, 73; Hâkim, el-Müstedrek, 1/524*

Günün Videosu
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Veri Politikamızı / Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.